Rumilik Tehlike mi?

Giriş

Mevlevilik denildiğinde bir çok insanın aklına Mevlana Celaleddin Rumi’nin liderliğinde gelişmiş Anadolu’da yerleşmiş ve dünya çapında milyonlarca insan üzerinde etkisi olan bir tarikat gelir. Çoğu insan Mevleviliğin sevgi, insaniyet, kardeşlik telkin ettiği kanaatindedir, Mevlevilik hakkındaki bilgisi de Şeb-i Arus törenlerinden ibarettir. Oysa biraz incelendiğinde ve dikkatli bir gözle bakıldığında farklı bir durumla karşılaşırız.

Mevlana Celaleddin Rumi’nin kitapları İslami eserlerden biri olarak bilinir, ancak bu kitaplarda Kuran’a uygun olmayan, toplum ahlakında ciddi bozulmaya sebep olabilecek gayri ahlaki bölümlerin yer aldığı pek çok kişi tarafından bilinmez. Burada şunu belirtmek gerekir ki ilerleyen bölümlerde detaylı olarak ele alacağımız ve Kuran’a uygun olmayan bu bölümler, belki Mevlana’nın kitaplarına sonradan eklenmiş olabilir, başka bir kişi tarafından yazılmış olabilir, Mevlana tüm bu sözlerden habersiz de olabilir. Ancak neticede Mevlana adına yayınlanan, basılan, dağıtılan ve aktarılan kitaplarda Kuran’a tamamen zıt bir felsefe ve hayat tarzını anlatan bölümler vardır.

Nitekim Allah’a iman etmeyen, Hz. Muhammed (sav)’i peygamber olarak kabul etmeyen veya İslam’a açıkça karşı olan bir çok insanın Mevleviliği savunmasının temelinde de Kuran’a uygun olmayan bu bölümler vardır. Bu kişiler Müslümanlığa şiddetle karşıdır ama Mevlana’yı kendilerince övmekte, Mevlana’ya ait olarak bilinen kitaplarda anlatılanları kabul etmekte ve insanlara da bunun propagandasını yapmaktadırlar.

Rumilik olarak adlandırılan bu akımın özünde Allah’ın yaratmasını inkar eden Darwinizm, Allah’ın Kuran’da “çirkin bir eylem” olarak bildirdiği ve haram kıldığı homoseksüellik, kadınları ikinci sınıf olarak görmek ve aşağılamak, ırkçı bir yaklaşımla Türk Milleti’ni kötülemek, haram olan şarabın içilmesini helal görmek gibi gayri ahlaki ve Kuran’la tamamen zıt inanışlar vardır. Rumilik, İslam’sız ve Kuran’sız bir Müslümanlık anlayışı oluşturmak için bazı çevreler tarafından özel ve bilinçli olarak kullanılan bir felsefedir ve Anadolu Mevleviliği ile Rumilik aynı şey değildir.

Rumiliği İslam’ın yerine benimsetmeye çalışan insanların ortak noktalarına baktığımızda, bunların büyük kısmının homoseksüelliği savunduğunu, bilimsel hiçbir delili olmadığı halde evrim propagandası yaptığını, Kuran ahlakına uygun olmayan bir yaşam görüşünü savunduklarını görürüz. Bunlardan habersiz olan bir çok insan ise muhtemelen iyi niyetli bir şekilde Mevlana’nın kitaplarından alınan kimi cümleleri yayıp anlatırken farkında olmadan Rumilik adındaki sinsi felsefeye katkıda bulunurlar.

Kuşkusuz bir insanın neye inandığı ve nasıl yaşadığı sadece kendisini ilgilendiren bir konudur. Allah’ın Kuran’da emrettiği “dinde baskı yoktur” hükmüne göre herkes dilediği inanca sahip olmakta özgürdür. Ancak Rumilik konusunda Müslümanları uyarmak ve bilgilendirmek de her Müslüman için hem bir hak hem bir sorumluluktur.

Bu felsefe asırlardan beri, kasıtlı ve bilinçli olarak Müslümanları zayıflatmak, etki altına almak ve yönlendirmek amacıyla güçlendirilmekte ve kullanılmaktadır. Tüm İslam alemini doğrudan ilgilendiren böyle önemli bir durumda, elbette Müslümanlar hassasiyet göstermekle, kötülükten sakındırmak ve iyiliği anlatmakla yükümlüdürler.

Kitabın ilerleyen sayfalarında, başta Mesnevi olmak üzere Mevlana’ya atfedilen eserlerde bulunan ama genelde halk tarafından pek bilinmeyen söz konusu bölümler bir araya getirilmiştir. Bu bölümler söz konusu kitapların yüzlerce yıllık Farsça baskılarında da bulunmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Kültür Bakanlığı’nın ve diğer çeşitli resmi kurumların bastırdığı, yayınlattığı veya kütüphanesinde bulundurduğu baskılarda da bu bölümler vardır.

Burada tekrar hatırlatmak gerekir ki, Mevleviliğe inanan, Mevlana Celaleddin Rumi’yi takip eden her insan Rumi değildir. Rumilik, Kuran’la ve İslam’la çelişen apayrı bir felsefedir. Bu felsefenin dayanak noktası ise Mevlana Celaleddin Rumi’nin kitaplarına muhtemelen sonradan eklenen ahlak dışı bölümlerdir.

Dolayısıyla, Mevlana’nın kitaplarında yer alan, belki de bu kitaplara özellikle yerleştirilmiş olan ve İslam karşıtlarınca İslam ahlakına karşı kullanılan bölümlerin halka tanıtılması önemlidir. O zaman bu gayri ahlaki bölümlerin Mevlana’nın kitaplarından ve öğretilerinden çıkarılması, böylece Mevleviliğin arınması mümkün olacaktır. Daha da önemlisi, İslam karşıtlarının İslam’ı içten çökertebilmek ve İslam coğrafyasını kontrolleri altında tutabilmek için Müslümanlara karşı kullandıkları önemli silahlardan biri ellerinden alınmış olacaktır.

Bu yapıldığında Müslümanlar aleyhine kurulan tarihi bir tuzak bozulacak, Kuran ahlakının dünya hakimiyeti önündeki önemli bir engel kalkacaktır.

Bu kitapta yer alan bölümler Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı eski tarihli orijinal kaynaklardan alınmıştır

RTmi_14_Mesnevi_1_2_3

Mesnevi’nin 1-2-3. Ciltleri

RTmi_15_Mesnevi_4_5_6_ArifinMenkibeleri

Mesnevi’nin 4-5-6. Ciltleri
Ariflerin Menkıbeleri II

Birinci Bölüm:
Mevlana’ya Ait Olduğu Söylenen Kitaplarda Allah’a, İslam’a ve Kuran’a Saygıya Uygun Olmayan Bölümlerden Örnekler

1. İnşaAllah Sözüne Karşı Saygıya Uygun Olmayan Üslup, Mevlana’nın -Haşa- Allah Gibi Gösterilmesi

Mevlana, bir işin yapılmasını emreder. Şeyh Muhammed Hadim, ‘inşaAllah (Allah dilerse)’ deyince Mevlana bağırır. “A aptal, ya söyleyen kim?” (Mevlana Celaleddin, A. Gölpınarlı, İnkılab Kitabevi, 1985, 4. Basım, s. 196)

“İnşaAllah” Demek Allah’ın Emridir

Ancak: “Allah dilerse” (inşaAllah yapacağım de). Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: “Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir.” (Kehf Suresi, 24)

RTmi_17_hayati_eserleri_sf_196_insaAllah_soyleyen_kim

Orijinal Kaynak: Madde -1-

❋ Kuran’a uygun olan ifade, tüm yaratılmışların, Allah’ın tecellisi olduğunu söylemektir. Ancak burada Mevlana’nın “Tanrılığı sadece kendisine değil tüm insanlara hasrettiği” ifade edilmektedir. Yani Kuran’a uygun bir şekilde Mevlana’nın ve insanların Allah’ın birer tecellisi olduğunu söylemek varken, -haşa- Allah’ın Zatı olduğu iddia edilmektedir.

Peygamberimiz (sav), İnşaAllah Demenin İmanın Kemalinden Olduğunu Bildirmiştir

İnsanlar için “inşaAllah” demekten daha faziletli itaat edicilik yoktur. (Hadis-i Şerif)

Bir kişinin bütün sözlerinde “inşaAllah” demesi onun imanının kemalindendir… (Camiu’s-Sağir; 2486)

2. Allah Kuran’da Haram Kıldığı Halde, Şarap İçmenin Helal Olduğunun Söylenmesi

Zevk veren her şey şu aşağılık kişiler bir delil elde edip dadanmasınlar diye nehy edilegelmiştir. Yoksa şarap, çeng, güzel sevmek ve sema haslara helaldir, aşağılık kişilere haram. (Seçme Rubailer, s. 43, Mevlana’nın Hayatı ve Eserleri, s. 200)

Şarap içen akıllıysa daha ziyade akıllı olur… kötü huyluysa büsbütün beter bir hale gelir. (Mesnevi, s. 183, Beyit 2155)

Allah Şarabı Tüm İnsanlara Haram Kılmıştır

Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. (Maide Suresi, 90)

Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için (bazı) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür.” (Bakara Suresi, 219)

Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi? (Maide Suresi, 90-91)

RTmi_19_Mesnevi_s200_sarhos_Sarap_26_Sarap

Orijinal Kaynak: Madde -2-

❋ Kuran’a göre haramlar peygamberler, evliyalar, samimi müminler ve tüm insanlar için geçerlidir. Kişiye göre haram veya helal olmaz. Şarap herkese haram kılınmıştır. Müzik, güzellikleri sevmek ve dans ise Kuran’a göre haram değildir.

RTmi_20_Mesnevi yeni_sarap

Orijinal Kaynak: Madde -2-

3. Kendisini Ne Müslüman Ne Kafir Diye Tanımlıyor

Aşk kafiriyiz biz Müslüman başka.

Müslümanlığın, kafirliğin dışında bir ova.
Uçsuz bucaksız ovada sevdamız uzar gider.
Anlayan vardı mı usulca başını kor.
Ne Müslümanlığa yer var, ne kafirliğe yer. (Mevlana Celaleddin Rumi, Rubailer, s. 298)

Bu alem Müslümanlıktan da dışarıdır, kafirlikten de.
Orada ne Müslümanlığın işi vardır, ne kafirliğin.. 
(Mevlana Celaleddin, sf 198, Seçme Rubailer, sf 18, Rubai 67)

Allah Kafirleri Sevmez

Her kim Allah’a, meleklerine, elçilerine, Cibril’e ve Mikail’e düşman ise, artık şüphesiz Allah da kafirlerin düşmanıdır. (Bakara Suresi, 98)

Allah, faizi yok eder de, sadakaları arttırır. Allah, günahkar kafirlerin hiçbirini sevmez. (Bakara Suresi, 276)

İşte böyle; çünkü Allah, iman edenlerin velisidir; kafirlerin ise velisi yoktur. (Muhammed Suresi, 11)

RTmi_22_MevlananinHayati_28_Muslumanlik_Disinda

Orijinal Kaynak: Madde -3-

Allah Kafir Olarak Ölenleri Lanetlemiştir, Kafirler Cehennem Ehlidir

Şüphesiz, inkar edip kafir olarak ölenler, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti bunların üzerinedir. Onda (lanette) süresiz kalacaklardır, onlardan azap hafifletilmez ve onlar gözetilmezler. (Bakara Suresi, 161-162)

… Sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri (amelleri) dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi, 217)

İşte bunlar, gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere aşağılatıcı bir azap hazırlamışızdır. (Nisa Suresi, 151)

Sonra (Allah) kıyamet günü onları aşağılık kılacak ve diyecek ki: “Haklarında (müminlere karşı) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?” Kendilerine ilim verilenler, dediler ki: “Bugün, gerçekten aşağılanma ve kötülük kafirlerin üstünedir.” (Nahl Suresi, 27)

Gerçekten Allah, kafirleri lanetlemiş ve onlar için ‘çılgın bir ateş’ hazırlamıştır. Orda ebedi olarak kalıcıdırlar. Onlar ne bir veli, ne bir yardımcı bulamayacaklardır. (Ahzap Suresi, 64-65)

Doğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (İnsan Suresi, 4)

RTmi_24_Muslumanliktan_Disari

Orijinal Kaynak: Madde -3-

❋ Kuran’a göre insanı insan yapan imanı ve takvasıdır. Allah dini tüm insanlar için göndermiştir ve her insan dine tabi olmakla yükümlüdür. Bunun aksini söylemek, bir insanın dinlerin üstüne çıkabileceğini iddia etmek, küfür olur. “Böyle erin küfrüne karşı iman kim oluyor ki?” demek Kuran’a hiçbir şekilde uygun değildir. Bir mümin, Allah’a imanı ve İslam’ı yaşamayı övmek yerine imanla küfrün aynı hatta -haşa- küfrün daha üstün olduğunu asla söylemez.

Kafirler ve Müslümanlar İçiçe Değildir, Müslümanların Gerçek Dostu Müminlerdir

Onlar, müminleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. ‘Kuvvet ve onuru (izzeti)’ onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, ‘bütün kuvvet ve onur,’ Allah’ındır. (Nisa Suresi, 139)

Müminler, müminleri bırakıp da kafirleri veliler edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah’tan hiçbir şey (yardım) yoktur. Ancak onlardan korunma gayesiyle sakınma(nız) başka. Allah, sizi Kendisi’nden sakındırır. Varış Allah’adır. (Al-i İmran Suresi, 28)

Ey iman edenler, müminleri bırakıp kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah’a apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz? (Nisa Suresi, 144)

Müslümanlar Küfre Karşı Fikren Mücadele Etmekle Sorumludur

Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. (Ahzap Suresi, 48)

Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kuran’la) büyük bir mücadele ver. (Furkan Suresi, 52)

4. Mesnevi’nin -Haşa- Allah Katı’ndan Geldiğinin ve Kuran’la Eşdeğer Olduğunun İddia Edilmesi

Bu kitap, Mesnevi’dir. Mesnevi hakikate ulaşma ve yakın sırlarını açma hususunda din asıllarının asıllarıdır… Allah’ın en büyük fıkhı, Allah’ın en aydın yolu, Allah’ın en aydın şeriatıdır, en reddedilemez delilidir…. Şanları yüce, özleri hayırlı yazıcılar elleriyle yazmışlardır onu, tertemiz kişilerin başkasının ona dokunmasına meydan vermezler. Alemlerin Rabbinden inmiştir, batıl ne önünden gelebilir ne ardından. Allah onu korur, gözetir…. Başka lakapları da vardır, Allah takmıştır o lakapları ona… (Mesnevi, Önsöz)

Allah’ın Fıkhı ve Kitabı Kuran’dır

Kendisinde şüphe olmayan bu Kitab’ın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır. (Secde Suresi, 2)

Bu Kitab’ın indirilmesi, Aziz, Alim olan Allah’tandır. (Mümin Suresi, 2)

Şüphesiz, sana bu Kitab’ı hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yalnızca O’na halis kılarak Allah’a ibadet et. (Zümer Suresi, 2)

Doğruya İleten ve Şifa Olan Kuran’dır

Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü’minler için bir hidayet ve rahmet geldi. (Yunus Suresi, 57)

Kuran’dan müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz. (İsra Suresi, 82)

Ve gerçekten o, müminler için bir hidayet ve bir rahmettir. (Neml Suresi, 77)

Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahit getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitab’ı sana, her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89)

RTmi_27_Mesnevi_onsoz_vahiy

Orijinal Kaynak: Madde -4-

Kuran Allah’ın Koruması Altındadır

Batıl, ona önünden de, ardından da gelemez. (Çünkü Kuran,) Hüküm ve hikmet sahibi, çok övülen (Allah)tan indirilmedir. (Fussilet Suresi, 42)

Hiç şüphesiz, zikri (Kuran’ı) Biz indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten Biziz. (Hicr Suresi, 9)

Kuran Tertemiz Yazıcılar Tarafından Yazılmıştır

O (Kuran), ‘şerefli-üstün’ sahifelerdedir. Yüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış. Katiplerin ellerinde. (Ki onlar,) Üstün değerli, ‘iyilik ve dürüstlük sembolü.’ (Abese Suresi, 13-16)

“Temiz Olanların Kitap’a Dokunması” Kuran’la İlgili Bir Hükümdür

Elbette bu, bir Kuran-ı Kerim’dir. Saklanmış-korunmuş bir Kitap’ta (yazılı)dır. Ona, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz. Alemlerin Rabbinden indirilmedir. (Vakıa Suresi, 77-80)

5. Vasıta ile Verilen İlim Değerli Değildir İddiasında Bulunuyor (Peygamberimiz (sav)’e Cebrail Vasıtası İle İlim Geldiği İçin -Haşa- Değerli Olmadığı İddia Ediliyor)

Tanrı’dan vasıtasız olarak verilmeyen ilim, gelini süsleyen kadının ona sürdüğü renk gibi diri kalmaz, uçup gider.(Mesnevi, s. 276)

Kuran Allah’ın Sözüdür, Cebrail’i Peygamberimiz (sav)’e Vahyi Ulaştırması İçin Görevlendiren Allah’tır.

O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.
Ona (bu Kur’an’ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.
(Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.
O, en yüksek bir ufuktaydı.
Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.
Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.
Böylece O’nun kuluna vahyettiğini vahyetti.
Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
Yine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla tartışacak mısınız? (Necm Suresi, 4-12)

Gerçekten o (Kur’an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir. Onu Ruhu’l-emin indirdi. Uyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir). (Şuara Suresi, 192-194)

Dereceleri yükselten Arş’ın sahibi (Allah), ‘toplanma ve buluşma’ günü ile uyarıp-korkutmak için, Kendi emrinden olan ruhu kullarından dilediğine indirir. (Mümin Suresi, 15)

RTmi_30_Mesnevi_s276_27_Vasitasiz_ilim

Orijinal Kaynak: Madde -5-

Cebrail Allah Katında Şerefli ve Onurludur

Şüphesiz o (Kur’an), üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah’tan getirdiği) sözüdür. (Bu elçi,) Bir güç sahibidir, arşın sahibi Katında şereflidir. (Tekvir Suresi, 19-20)

Cebrail’in Desteği Müminler İçin Nimettir

De ki: “İman edenleri sağlamlaştırmak, Müslümanlara bir müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kur’an’ı) hak olarak Rabbinden Ruhu’l-Kudüs indirmiştir.” (Nahl Suresi, 102)

6. Kamil Olarak Nitelenen Biri Küfre Saparsa, Küfür Şeriat Haline Gelir İddiasında Bulunuyor

İlletli kimse ne tutarsa illet olur. Kamil kafir bile olsa o küfür, din ve şeriat haline gelir. (Mesnevi, Beyit 1610, s. 129)

Küfür Müslüman İçin Asla Şeriat Haline Gelmez, Küfredenler Sonsuza Kadar Cehennem Ehli Olacaklardır

De ki: “Ey kafirler.”
“Ben sizin taptıklarınıza tapmam.”
“Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz.”
“Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim.”
“Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.”
“Sizin dininiz size, benim dinim bana.” (Kafirun Suresi, 1-6)

Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınız- bu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının. (Bakara Suresi, 24)

Şüphesiz, inkar edip kafir olarak ölenler, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti bunların üzerinedir. Onda (lanette) süresiz kalacaklardır, onlardan azap hafifletilmez ve onlar gözetilmezler. (Bakara Suresi, 161-162)

Şüphesiz küfredip kafir olarak ölenler, bunların hiçbirisinden, yeryüzü dolusu altını olsa -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır ve onların yardımcıları yoktur. (Al-i İmran Suresi, 91)

Allah Kafirleri Sevmez, Küfür Lanetlenmiştir

De ki: “Allah’a ve elçisine itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz Allah, kafirleri sevmez. (Al-i İmran Suresi, 32)

Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azap vardır. (Tevbe Suresi, 68)

(Bu, Allah’ın) Kendi fazlından iman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirmesi içindir. Şüphesiz O, kafirleri sevmez. (Rum Suresi, 45)

Gerçekten Allah, kafirleri lanetlemiş ve onlar için ‘çılgın bir ateş’ hazırlamıştır. (Ahzap Suresi, 64)

Müslüman Kafirlere İtaat Etmez

Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur’an’la) büyük bir mücadele ver. (Furkan Suresi, 52)

RTmi_33_Kamil_Kufur

Orijinal Kaynak: Madde -6-

Küfredenler Hep Kayıp İçindedir

Yeryüzünde sizi halifeler kılan O’dur. Öyleyse kim inkar ederse, artık inkarı kendi aleyhinedir. Rableri Katında kafir olanlara kendi inkarları gazabtan başkasını arttırmaz ve kafir olanlara kendi inkarları kayıptan başkasını arttırmaz. (Fatır Suresi, 39)

Allah’ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. (Furkan Suresi, 55)

Küfrün Velisi ve Dostu Yoktur

İşte böyle; çünkü Allah, iman edenlerin velisidir; kafirlerin ise, velisi yoktur. (Muhammed Suresi, 11)

Elbette Biz, içinizde yalanlayanların bulunduğunu biliyoruz. Gerçekten o (Kur’an), kafirler için bir hasrettir. Ve şüphesiz o, kesin bir gerçektir (hakku’l-yakîn). Öyleyse, büyük Rabbini ismiyle tesbih et. (Hakka Suresi, 49-52)

Nuh “Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma.” dedi. “Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan (facir’den) kafirden başkasını doğurmazlar.” (Nuh Suresi, 26-27)

Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör. Doğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (İnsan Suresi, 3-4)

Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler. Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmek suretiyle. Nasıl, kafir olanlar, işlediklerinin ‘feci karşılığını gördüler mi?’ (Mutaffifin Suresi, 34-36)

7. Allah’ın Alemlere Ahlakını Üstün Kıldığı, Kuran’a En Güzel Şekilde Eksiksiz Uyan Peygamberimiz (sav)’in -Haşa- Kuran’a Aykırı Yaşadığını, Kaderi Unuttuğunu, Dünyevi Beklentisi Olduğunu, Allah’ın Yarattığı Olaylardan Razı Olmadığını ve Kendisini Öldürerek Cinayet İşlemek İstediğini İddia Ediyor

Mustafa’yı (sav) ayrılık derdi kapladı, daraldı mı, kendisini dağdan atmaya kalkardı. Cebrail, sakın yapma. “Kün emrinde sana nice devletler takdir edilmiştir” deyince yatışır, kendini atmaktan vaz geçerdi. Sonra yine ayrılık derdi gelip çattı mı, yine gamdan, dertten bunaldı mı kendisini dağdan aşağı atmak isterdi. (Mesnevi, Beyit 3535, s. 294)

Peygamberimiz (sav) Güzel Ahlakıyla Alemlere Üstündür, Allah’ın Örnek Olarak Gönderdiği Mübarek Bir İnsandır

Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun. Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin. Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. Artık yakında göreceksin ve onlar da görecekler. Sizden, hanginizin ‘fitneye tutulup-çıldırdığını’. Elbette senin Rabbin, kimin Kendi yolundan şaşırıp-saptığını daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir. (Kalem Suresi, 1-7)

Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır. (Ahzap Suresi, 21)

Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik. (Bakara Suresi, 151)

Andolsun ki Allah, müminlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Al-i İmran Suresi, 164)

O, ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp-temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler. (Cuma Suresi, 2)

RTmi_36_Mesnevi_peygamber_intihar_3535

Orijinal Kaynak: Madde -7-

Peygamberimiz (sav) Vahiyle Hareket Eder

Battığı zaman yıldıza andolsun; sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı. O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir. Ona (bu Kuran’ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir. (Necm Suresi, 1-5)

Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: “Bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir.” De ki: “Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım.” De ki: “Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?” (Yunus Suresi, 15-16)

Şu halde, sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi doğru bir istikamet tuttur. Onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Ve de ki: Allah’ın indirdiği her kitaba inandım. Aranızda adaletli davranmakla emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz’dir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. Bizimle aranızda ‘deliller getirerek tartışma (ya, huccete gerek)’ yoktur. Allah bizi biraraya getirip-toplayacaktır. Dönüş O’nadır.” (Şura Suresi, 15)

Peygamberimiz (sav)’in Tüm Hayatı Allah İçindir

“De ki: “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır” (Enam Suresi, 162)

Peygamberimiz (sav) Tebliğ Karşısında Asla Dünyevi Bir Karşılık Beklemez

Ey kavmim, ben bunun karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Akıl erdirmeyecek misiniz? (Hud Suresi, 51)

De ki: “Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum.” (Furkan Suresi, 57)

(Ey Peygamber) De ki: “Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim.” (Sad Suresi, 86)

İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: “Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Kim bir iyilik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği artırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir. (Şura Suresi, 23)

De ki: “Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim.” (Sad Suresi, 86)

De ki: “Ben sizden bir ücret istemişsem, artık o sizin olsun. Benim ecrim (ücretim), yalnızca Allah’a aittir. O, herşeye şahid olandır.” (Sebe Suresi, 47)

Peygamberimiz (sav) Allah’a Tevekkülüyle Tüm Müslümanlara Örnektir

Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. (Ahzap Suresi, 3)

Allah, kuluna yeterli değil mi? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur. (Zümer Suresi, 36)

Siz O’na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O’na yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak O’nu (Mekke’den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: “Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir.” Böylece Allah O’na ‘huzur ve güvenlik duygusunu’ indirmişti, O’nu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah’ın kelimesi, Yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 40)

De ki: “Allah, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O’na tevekkül etsinler.” (Zümer Suresi, 38)

Onlar, kendilerine insanlar: “Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun” dedikleri halde imanları artanlar ve: “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diyenlerdir. (Al-i İmran Suresi, 173)

Allah, sizin düşmanlarınızı daha iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter. (Nisa Suresi, 45)

Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. (Al-i İmran Suresi, 139)

Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah’a teslim ettim.” Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: “Siz de teslim oldunuz mu?” Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ(etmek)dir. Allah, kulları hakkıyla görendir. (Al-i İmran Suresi, 20)

Peygamberleri Maddiyatla Değerlendirmek Küfrün Özelliğidir

Ve dediler ki: “Bu Kur’an, iki şehirden birinin büyük bir adamına indirilmeli değil miydi?” (Zuhruf Suresi, 31)

Dediler ki: “Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız. Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın. Veya öne sürdüğün gibi, gökyüzünü üstümüze parça parça düşürmeli ya da Allah’ı ve melekleri karşımıza (şahid olarak) getirmelisin. Yahut altından bir evin olmalı veya gökyüzüne yükselmelisin. Üzerimize bizim okuyabileceğimiz bir kitap indirinceye kadar senin yükselişine de inanmayız.” De ki: “Rabbim’i yüceltirim; ben, elçi olan bir beşerden başkası mıyım?” (İsra Suresi, 90-93)

De ki: “Size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam.” De ki: “Kör olanla, gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?” (Enam Suresi, 50)

8. “Mesnevi Kuran’ın Tefsiridir” Diyen Kişiye Kızılması, “Mesnevi Neden Kuran Olmasın?” Denilmesi

Sultan Veled (Mevlana’nın oğlu) buyurdu ki: Dostlardan biri babama: Danişmentler “Mevlana Mesnevi’ye niçin Kuran diyor”,diye benimle münakaşa ettiler. Ben kulunuz, onlara cevaben: “Mesnevi Kuran’ın tefsiridir dedim,” diye şikayette bulundu. Babam bunu işitince bir müddet sustu, sonra: “Ey köpek! Niçin Kuran olmasın? Ey eşek! Niçin Kuran olmasın? Ey kahpenin kardeşi! Niçin Kuran olmasın?” (Ariflerin Menkibeleri, Cilt 1, s. 306)

Kuran’ın Eşi ve Benzeri Yoktur

De ki: “Rabbimin sözleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa ve yardım için bir benzerini (bir o kadarını) dahi getirsek, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, elbette deniz tükeniverirdi. (Kehf Suresi, 109)

Şayet Biz bu Kuran’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte Biz, belki düşünürler diye, insanlara böyle örnekler veririz. (Haşr Suresi, 21)

Yoksa: “Bunu kendisi yalan olarak uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Bunun benzeri olan bir sure getirin ve eğer gerçekten doğru sözlüyseniz Allah’tan başka çağırabildiklerinizi çağırın.” (Yunus Suresi, 38)

De ki: “Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler.” Andolsun, bu Kur’an’da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda ayak direttiler. (İsra Suresi, 88-89)

Yoksa: “Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Haydi siz, yalan üzere uydurulmuş olarak onun benzeri on sure getirin ve eğer doğru sözlüyseniz, Allah’tan başka çağırabildiklerinizi çağırın.” Eğer buna rağmen size cevab vermezlerse, artık biliniz ki, o, gerçekten Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka İlah yoktur. Öyleyse artık, siz Müslüman mısınız? (Hud Suresi, 13-14)

Yoksa: “Bunu kendisi yalan olarak uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Bunun benzeri olan bir sure getirin ve eğer gerçekten doğru sözlüyseniz Allah’tan başka çağırabildiklerinizi çağırın.” Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz yorumu gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak. (Yunus Suresi, 38-39)

Eğer kulumuza indirdiğimiz (Kur’an)’dan şüphedeyseniz, bu durumda, siz de bunun benzeri bir sûre getirin. Ve eğer doğru sözlüyseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi (kendilerine güvendiğiniz yardımcılarınızı) çağırın. Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınız- bu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının. (Bakara Suresi, 23-24)

RTmi_42_Kuran_Mevlana

Orijinal Kaynak: Madde -8-

❋ Mevlana’nın Mesnevi’yi Kuran’la eş değer tutmasını tevil edebilmek için velilerin sözlerinin Allah’ın ilhamı olduğu ifade edilmiştir. Elbette bütün insanları konuşturan Allah’tır. Her söz Allah’a aittir. Ancak bu, bütün sözlerin Allah’ın vahyi olan Kuran’la eşdeğer olduğunu göstermez. Burada ise Mesnevi açıkça Kuran’la eşdeğer tutulmaktadır ve bu bir sapkınlıktır.

Tek Hüküm Koyucu Allah’tır

Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini Kitap’a doğru eğip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini) Kitap’tan sanasınız diye. Oysa o Kitap’tan değildir. “Bu Allah Katındandır” derler. Oysa o, Allah Katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah’a karşı (böyle) yalan söylerler. (Al-i İmran Suresi, 78)

Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah’ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşri’ ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır. (Şura Suresi, 21)

Ne zaman onlara: “Allah’ın indirdiklerine uyun” denilse, onlar: “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız” derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)

İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun ‘refah içinde şımarıp azan önde gelenleri’ (şöyle) demişlerdir: “Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz. (O peygamberlerden her biri de şöyle) Demiştir: “Ben size atalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha doğru olanını getirmiş olsam da mı?” Onlar da demişlerdi ki: “Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir olanlarız. (Zuhruf Suresi, 23-24)

Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır. (Ankebut Suresi, 51)

Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? İşte bunlar, Rablerine sunulacaklar ve şahitler: “Rablerine karşı yalan söyleyenler bunlardır” diyecekler. Haberiniz olsun; Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir. (Hud Suresi, 18)

Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? Hiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz? Yoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var? Eğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı. (Saffat Suresi, 154-157)

Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa (elinizde) ders okumakta olduğunuz bir kitap mı var? İçinde, neyi seçip-beğenirseniz, mutlaka sizin olacak diye. (Kalem Suresi, 36-38)

9. Mesnevi’de Yer Alan “Kaderi -Haşa- Mat Edebileceği” İddiası

Kanadım gittiyse de beni okşarsan bana iltifat edersen felek bile benim oyunuma karşı mat olur. (Mesnevi Cilt 2 Beyit 345)

Her Şey Takdir Edilmiş Bir Kader İledir

“Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık” (Kamer Suresi, 49)

Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın. (Neml Suresi, 75)

Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir. (Secde Suresi, 5)

Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılı)dır.

Küçük büyük herşey satır satır (yazılı)dır. (Kamer Suresi, 52-53)

Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır. (Hud Suresi, 6)

Allah’ın İzni Olmaksızın Hiçbir Şey Olmaz, Allah’ın Kaderini Değiştirebilecek Olan Yoktur

Gaybın anahtarları O’nun Katındadır, O’ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (Enam Suresi, 59)

Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah’a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, her şeyi bilendir. (Tegabün Suresi, 11)

De ki: “Sizin için belirlenmiş bir gün vardır ki, ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de (bir an) öne alınabilirsiniz. (Sebe Suresi, 30)

Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) (Araf Suresi, 34)

RTmi_46_cilt_2_345_felek

Orijinal Kaynak: Madde -9-

10. Mevlana’nın -Haşa- İlahlaştırılması, Ağaçların Mevlana’ya Secde Ettiğinin İddia Edilmesi

Mevlana sabahleyin erkenden evden çıktı… O hangi ağaca rastlasa, selam veriyor ve bütün ağaçlar secde ediyorlardı ve bana Kuran’daki “Yıldız ve ağaç secde ederler” ayetinin sırrından bir hikmet gösteriyordu. (Ariflerin Menkıbeleri, Şark İslam Klasikleri 29, Ahmet Eflaki, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 489)

Bitkiler, Melekler, İnsanlar ve Tüm Yaratılmışlar Yalnızca Allah’a Secde Ederler

Bitki ve ağaç (O’na) secde etmektedirler. (Rahman Suresi, 6)

Şüphesiz Rabbinin Katında olanlar, O’na ibadet etmekten büyüklenmezler; O’nu tesbih ederler ve yalnız O’na secde ederler. (Araf Suresi, 206)

Göklerde ve yerde her ne varsa -isteyerek de olsa, istemeyerek de olsa- Allah’a secde eder. Sabah akşam gölgeleri de (O’na secde eder). (Rad Suresi, 15)

Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler Allah’a secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar. (Nahl Suresi, 49)

Onlara: “Rahman (olan Allah)a secde edin” denildiği zaman, “Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecek mişiz?” derler ve (bu,) onların nefretini arttırır. (Furkan Suresi, 60)

Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler. Onlar: “Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç (veya sürekli bir acıdır) derler. (Furkan Suresi, 64-65)

RTmi_49_Agac_secde

Orijinal Kaynak: Madde -10-

İkinci  Bölüm:
Mevlana’ya Ait Olduğu Söylenen Kitaplarda Allah’ın Çirkin Bir Eylem ve Haram Olduğunu Bildirdiği Homoseksüelliğin Meşrulaştırılmaya Çalışılması ve Gayri Ahlaki Anlatımlar

İslam’a göre homoseksüellik, Kuran’da ve hadislerde “iğrenç bir çirkinlik olarak” bildirilen haram olan bir davranıştır:

“Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz? Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu kadınları bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz.” Dediler ki: “Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (buradan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın.” Dedi ki: “Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım.” (Şuara Suresi, 165-168)

Hani Lut da kavmine şöyle demişti: “Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasız-çirkinliği mi yapıyorsunuz? Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz.” Kavminin cevabı: “Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!” demekten başka olmadı. (Araf Suresi, 80-82)

Bunun üzerine Biz, karısı dışında onu ve ailesini kurtardık; o (Lut’un karısı) ise (helake uğrayanlar arasında) geride kalanlardandı. Ve onların üzerine bir (azap) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkarların uğradıkları sona bir bak işte. (Araf Suresi, 83-84)

“Siz gerçekten, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz (yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz.” Kavminin cevabı: “Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın. Temiz kalmak isteyen insanlarmış” demekten başka olmadı. Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azap içinde kalanlar arasında) takdir ettik. (Neml Suresi, 55-57)

Lut da; hani kavmine demişti: “Siz gerçekten, sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı ‘çirkin bir utanmazlığı’ yapıyorsunuz. Siz, (yine de) erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve biraraya gelişlerinizde çirkinlikler yapacak mısınız?” Bunun üzerine kavminin cevabı yalnızca: “Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah’ın azabını getir” demek oldu. (Ankebut Suresi, 28-29)

Peygamberimiz (sav) de hadislerinde homoseksüelliğin “en korkunç fiillerden biri” olduğunu şöyle haber vermiştir:

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Ümmetim üzerinde korktuğum şeylerin en korkuncu Lut kavminin işidir (homoseksüelliktir).” (İbn Mâce, Hudûd; 12)

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Lut kavminin iğrenç fiilini (homoseksüelliği) işleyen kimse lanetlenmiştir.“ (Kütüb-i Sitte, Hadis No: 1604, Ravi: Ebu Hureyre)

Hz. Peygamber (sav) buyurdu ki: “Allah, erkekle cinsi temas kuran erkeğin yüzüne bakmaz, (onu rahmetinden kovar).” (Kütüb-i Sitte, Hadis No: 1607, Ravi: İbnu Abbas, Kaynak: Tirmizi, Rada 12, (1165))

Bazı çevreler bu hikayelerin ibret alınması için dini tebliğ etmek amacıyla Mesnevi’ye dahil edildiğini söylemektedir. Bu son derece samimiyetsiz bir izahtır. Tarihin hiçbir döneminde hiçbir İslam alemi dini böyle sapkın, Kuran’a uymayan, haram hikayeler anlatarak tebliğ etmemiştir. Bu hikayelerle yapılan, dini tebliğ etmek değil tam tersine Allah’ın haram kıldığı eylemleri sözde meşrulaştırmaktır.

1. İri Adamdan Oğlanın Korkması Hikayesi

Bir iri adam bir oğlanı ele geçirdi. Bu adam bana kast eder diye çocuğun yüzü sarardı. Adam dedi ki “Güzelim, emin ol… Sen benim üstüme bineceksin. Ben korkunç görünsem de aldırış etme, bil ki ben bir ibneyim. Deveye biner gibi bin üstüme, sür” İnsanların suretleriyle manaları da işte böyledir. Dışarıdan adam görünürler, içeriden melun şeytan. (Mesnevi, Cilt 2, 3155. Beyit, s. 137)

RTmi_53_Mesnevi_cilt2_iri_adam_oglan_p

Orijinal Kaynak: Madde -1-

❋ Tarihin hiçbir döneminde hiçbir İslami eserde din böyle gayri ahlaki, Kuran’a uymayan, haram hikayeler anlatılarak tebliğ edilmemiştir. Haram olan çirkin eylemleri kınamadan ve sanki bunlar tiksinti verici değilmiş gibi uzun ve “teşvik edici” olarak yorumlanacak bir üslupla anlatmak, insanların ibret almasını sağlamaz. Tam tersine bu üslup haramın sözde meşrulaştırılmasıdır.

2. Gerdek Gecesi Bir Erkek Çocuğunun Kadın Kılığına Sokulması Hikayesi

Ondan sonra gerdek gecesi, bir genci kadın gibi kınaladılar. Eline, bileğine gelin gibi kına yaktılar, köleye tavuk gösterdiler, horoz verdiler.

Başını örttüler, o gürbüz gence güzelim gelin elbiseleri giydirdiler. Yalnız kalma çağında genç hemen mumu söndürdü; Hintli köle öyle güçlü kuvvetli bir gençle yapayalnız kaldı.

Hintlicik bağırıp duruyordu ama tef çalanların gürültülerinden, feryadını dışarıdan kimse duymuyordu. Tefin çalınışı, el çırpış, erkeğin, kadının naraları, kölenin feryadını bastırıyordu.

Genç, gündüz oluncaya dek o Hintliceğizi harab etti. Zavallı, köpeğin önündeki un torbasına döndü. Sabahleyin tasla büyük bir bohça getirdiler. Ferec, damatlar gibi hamama vardı. (Mesnevi, Cilt 6, 305. Beyit)

RTmi_54_cilt6_sayfa_399_oglan_gerdek1

Orijinal Kaynak: Madde -2-

RTmi_55_Birlestirilmis_cilt6_sayfa_400_oglan_gerdek2

Orijinal Kaynak: Madde -2-

3. Bir Adam ve Birlikte Olduğu Erkek Çocuğuyla Sohbeti

Adamın biri bir oğlana kötülükte bulunurken oğlanın belindeki hançeri görüp “Bu neden,’ diye sordu. Çocuk, “Birisi benim hakkımda kötü düşünceye saplanırsa onunla karnını deşerim” dedi. Oğlancı adam, hem işin beceriyor, hem de Şükür Tanrı’ya ki ben sana kötülük düşünmüyorum diyordu…

Bir oğlancı, evine bir oğlan götürdü. Onu baş aşağı edip düzmeye koyuldu… (Mesnevi Cilt 5, Beyitler 2495, s. 205)

RTmi_56_Mesnevi_Cilt_5_Sapkin_Oglan_Adam_p

Orijinal Kaynak: Madde -3-

RTmi_57_Mesnevi_Cilt_5_Sapkin_Oglan_Adam_p

Orijinal Kaynak: Madde -3-

❋ Tarihin hiçbir döneminde hiçbir İslami eserde din böyle gayri ahlaki, Kuran’a uymayan, haram hikayeler anlatılarak tebliğ edilmemiştir. Haram olan çirkin eylemleri kınamadan ve sanki bunlar tiksinti verici değilmiş gibi uzun ve “teşvik edici” olarak yorumlanacak bir üslupla anlatmak, insanların ibret almasını sağlamaz. Tam tersine bu üslup haramın sözde meşrulaştırılmasıdır.

4. Mesnevi Kahramanı Cuha’nın Kadın Kılığına Girip Hamamda Bir Kadına Cinsel Organını Elletmesi

Sözü kuvvetli, cerbezesi yerinde bir vazeden vardı. Minbere çıkmış vaiz ediyordu. Kadın, erkek herkes minberin dibine toplanmıştı.Cuha da bir çarşaf giyip yüzünü örttü, kadınlar arasına karıştı. Kimse onu tanımıyordu. Bir kadın, vaiz edene gizlice sordu: Kasıktaki kıllar, namazın bozulmasına sebep olur mu? Vaiz dedi ki: Uzun olursa namaz mekruh olur. Ya hamam otuyla ya ustra ile traş etmen lazım ki namazın tamam olsun, kabul edilsin…

Kadın: Ne kadar uzun olursa namazın kabul olmaz dedi. Vaaz eden dedi ki: Bir arpa boyu uzun olursa traş etmek farzdır. Cuha hemen “Kız kardeş” dedi, “bak bakalım, benim kasığımın kılı o kadar olmuş mu? Tanrı rızası için elini uzat da bir yokla. Bakalım, mekruh olacak kadar uzamış mı?” Yanındaki kadın, Cuha’nın şalvarına el atar atmaz eline aleti geldi.

Derhal şiddetli bir nara attı. Hoca, “Sözüm gönlüne tesir etti” dedi. Cuha dedi ki: “Hayır, gönlüne tesir etmedi, eline tesir etti. A akıllı adam, gönlüne tesir etseydi vay haline!” (Mesnevi, Cilt 5 Beyitler 3325 – 3330; s. 272-273)

RTmi_59_Mesnevi_Cilt_5_Beyitler_3325_3330_Mustehcen Adam_Kadin_Kiligi

Orijinal Kaynak: Madde -4-

5. Eşek ile Cinsel İlişkiye Giren ve Eşeği Kıskanan Kadının Hikayesi

O hilebaz halayığın bir kabağı vardı. Eşek kendisine ölçülü yaklaşsın diye kabağı, eşeğin aletine takardı. Yakınlaşma zamanında aletin yarısı girsin diye bu işi yapmaktaydı. Çünkü, eşeğin aleti tamamıyla girse rahmi de paralanırdı, damarları da.

Eşek, boyuna zayıflayıp durmaktaydı. Eşeğin sahibi olan kadın da neden bu eşek böyle zayıflıyor, neden böyle kıl gibi inceliyor deyip dururdu… O nergizceğiz eşeğin altına yatmıyor mu? Bunu kapının yarığından gördü, bu hale pek şaştı.

Eşek erkekler kadınlara nasıl yakınlaşırsa aynen onun gibi halayığa yakınlaşmış, işini becermekteydi. Kadın hasede düştü. Dedi ki, “bu eşek benim eşeğim, nasıl olur bu iş? Bu işin bana olması lazım ben bu işe daha ehlim.”

Elinde süpürge kapıyı açınca kadın, dudak altından “Seni usta seni” dedi. “Yüzünü ekşittin, eline süpürgeyi aldın, iyi, fakat yemeden içmeden kesilmiş eşeğin hali ne?”

İşi yarıda kalmış, öfkeli, aleti oynayıp durmada.

Kadın kapıyı kapadı, sevine sevine eşeği kendisine çekti, cezasını da tattı ya! Eşeği çeke çeke ahırın ortasına getirdi. O erkek eşeğin altına yattı. O kahpe de muradına ermek üzere halayığın yattığını gördüğü sekiye yatmıştı.

Eşek ayağını kaldırıp aletini daldırdı. Eşeğin aletinden kadının içine bir ateştir düştü. Alışmış eşek kadına abandı, aletini ta

hayalarına kadar sokar sokmaz kadın da geberdi. Eşeğin aletinin hızından ciğeri parçalandı, damarları koptu birbirinden ayrıldı. Soluk bile alamadan derhal can verdi. (Cilt 5 Beyitler 1335 -1 420; s. 112-118)

RTmi_61_Mesnevi_Cilt_5_Beyitler_1335_1420_Esek_Kadin_s112

Orijinal Kaynak: Madde -5-

RTmi_62_Mesnevi_Cilt_5_Beyitler_1335_1420_Esek_Kadin_s113

Orijinal Kaynak: Madde -5-

6. Çocukların Ciması

“Çocuğun cimaı nedir ki? Bir Rüstem’in bir yiğidin cimaına nispetle oyundan ibaret.” (Mesnevi, Beyit 3430, s. 275)

RTmi_63_Cocuk_cima

Orijinal Kaynak: Madde -6-

7. Dervişin Bakışından Tahrik Olup İhtilam (Cinsel Boşalma) Olan Gencin Hikayesi

Buluğa ermiştim. Bir gün Halep şehrinde medresede öğrenim yapıyordum. Hidaye’yi tekrarlamaya çalışıyordum. Birdenbire bir dervişin kapıdan girip benden su istediğini gördüm. Hemen kalktım, su testisini dervişe verdim ve bendeki bir miktar yemeği de gönlü yaralı olan bu dervişin önüne koydum.

Benim bu yerinde hareketimden dervişin memnun olduğunu ve üzerime garip bir nazar attığını gördüm. Onun bu tatlı nazarından o kadar zevk duydum ki, ihtilam (cinsel boşalma) oldum ve ben o hoşluk içerisinde kendimi toplayıncaya kadar dervişin gidip kaybolduğunu gördüm. O nazarın lezzeti hala benim ruhumda duruyor. (Menkibul Arifin, Sf. 323)

RTmi_64_Menakibul_Arifin_sf323_dervisten_etkilenme_cinsellik

Orijinal Kaynak: Madde -7-

8. Şeyhin, Halife’nin Hanımına Cinsel Organını Tutturması “Senin İstediğin Budur” Demesi

Oğlunun şeyhe mürit olduğu haberi Mısır’da halifenin kulağına ulaştı. Son derecede canı sıkıldı. Şeyhi öldürmek istedi. Fakat şeyhin yüzünü görür görmez o da tam bir samimiyetle şeyhe teveccüh gösterdi. Halifenin karısı da onu görmek istedi. Şeyhi eve davet ettiler. Hatun ilerleyip şeyhin ayaklarına kapandı ve elini öpmek istedi. Şeyh tenasül âletini kaldırarak kadının eline verdi ve: “Senin istediğin o değil; budur” dedi ve semâ’a başladı. Bunun üzerine halifenin itikadı bir iken bin oldu. (Ariflerin Menkıbeleri, Ahmed Eflaki, Sf 95)

RTmi_65_Ariflerin_menkibeleri_sayfa_95_seyh_cinselorgan

Orijinal Kaynak: Madde -8-

9. Derviş’in Genç Erkek Çocuğuna Sarkıntılık Etmesi Hikayesi

Bekçinin korkusundan o iki delikanlı o bekar odasında kaldılar orada uyudular…. Bekarlardan bir oğlancı gece vakti kalabalığın içinden kalktı. Yavaş yavaş yürüdü. İştahlı bir halde oğlanın yanına gelip kerpiçleri bir tarafa koydu. Çocuğa elini uzatınca çocuk yerinden sıçradı… Bir avuç bulgur aşıyla geçinmeye çalışan derviş gözlerinden meni akarak elleriyle hayalarını sıkarak bana yüz tuttu. Namuslu oldun mu gizli gizli bakar aletleriyle oynarlar. Sonuçta ne kadınlardan kurtulabiliyorum ne erkeklerden. Ne yapayım bilmem. Ne bunlardanım ben ne onlardan… (Mesnevi Beyitler 3845-3855)

RTmi_66_Mesnevi_3845_oglan_kerpic

Orijinal Kaynak: Madde -9-

❋ Tarihin hiçbir döneminde hiçbir İslami eserde din böyle gayri ahlaki, Kuran’a uymayan, haram hikayeler anlatılarak tebliğ edilmemiştir. Haram olan çirkin eylemleri kınamadan ve sanki bunlar tiksinti verici değilmiş gibi uzun ve “teşvik edici” olarak yorumlanacak bir üslupla anlatmak, insanların ibret almasını sağlamaz. Tam tersine bu üslup haramın sözde meşrulaştırılmasıdır.

RTmi_67_Mesnevi_3855_oglan_kerpic

Orijinal Kaynak: Madde -8-

10. Cariyenin Köleyle ve Sultanla Cinsel İlişkide Bulunması

O kadına tapan er şalvarını çıkarıp cariyenin ayak ucuna oturdu. Aleti, dosdoğru gideceği yere giderken orduda bir gürültü, bir kızılca kıyamettir koptu. Er sıçradı, götü başı açık bir halde ateş gibi Zülfikar elinde dışarı çıktı.

Derhal o ay yüzlü dilberin bulunduğu çadıra koştu. O hurinin yanına gelince aleti hâlâ dimdikti. Öyle bir aslanla savaştı da erliği, yine sönmedi, hâlâ ayaktaydı.

Halife buluşmayı diledi, bu maksatla o cariyenin yanına gitti. Onu andı, aletini kaldırdı. O cana canlar katan, o sevgisini gittikçe artıran güzelle buluşmaya niyetlendi.

Erin kılıcını çekip gidişini, aslanı öldürdükten sonra gelişini, aletinin hala gergedan boynuzu gibi ayakta olduğunu söyledi. Ondan sonra namuslu Halifenin gevşekliğini ve farenin bir çıtırdısından aletinin söndüğünü görünce dayanamayıp güldüğünü bildirdi. (Mesnevi, Cilt 5, Beyitler 3880-3967, s. 315 – 322)

RTmi_68_Mesnevi_Cilt_5_Beyitler_s315_3880_9_Mustehcen_Cariye

Orijinal Kaynak: Madde -10-

RTmi_69_Mesnevi_Cilt_5_Beyitler_s316_3890_9_Mustehcen_Cariye

Orijinal Kaynak: Madde -10-

RTmi_70_Mesnevi_Cilt_5_Beyitler_s322_3967_9_Mustehcen_Cariye

Orijinal Kaynak: Madde -10-

Üçüncü Bölüm:
Mevlana’ya Ait Olduğu Söylenen Kitaplarda
Evrimi Savunan ve Türk Milletini Kendince Aşağılayan Sözler

Ben de cansız varlıktan öldüm, biten boy atıp gelişen nebat oldum; nebatken öldüm, hayvan şekliyle baş gösterdim. Hayvanlıktan öldüm, insan oldum; artık ölüp azalmaktan, noksana düşmekten ne diye korkacakmışım? (Mesnevi Cilt 3, sf 273)

İnsan, önce cansızlar ülkesine gelmiştir, cansızlardan nebatlara düşmüştür. Yıllarca o nebatlarda ömür sürmüştür de cansızlardaki savaşını hatırına bile getirmemiştir. Nebattan canlılara düşünce de nebat olduğu zamanki hali hatırına gelmez…. Tekrar onu bilen Yaratıcı, onu tutar, hayvanlıktan insanlığa çekmeye başlar. (Mesnevi cilt 4, sf. 636)

RTmi_72_Mesnevi_cilt3_sayfa_273_evrim

Orijinal Kaynak: Mesnevi Cilt 3

RTmi_73_Mesnevi_cilt4_sayfa_636_evrim

Orijinal Kaynak: Mesnevi Cilt 4

Kuran’da evrim yoktur. Bir proteinin dahi tesadüfen oluşması mümkün değildir. 700 milyonun üzerinde fosil de yaratılışı ispat etmektedir. Evrimin doğruluğunu ispat eden tek bir fosil yoktur. Cinlerin, meleklerin, Hz Musa (as)’ın yılana dönüşen asasının, hiçbir evrim geçirmeden bir anda yaratılması gibi insan da Kuran’da anlatıldığı gibi bir anda yaratılmıştır. Kuran’ın ve bilimin gösterdiği bu gerçeğe rağmen İslam ile Darwinizm’i bağdaştırmaya çalışmak, Müslümanlara Kuran’da olmayan bir İslam telkin etmektir.

Kuran’da Evrimle Aşama Aşama Yaratılış Yoktur. Her Şey Allah’ın “Ol” Emriyle Yaratılmıştır.

Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “Ol” der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

Dirilten ve öldüren O’dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: “Ol” der, o da hemen oluverir. (Mümin Suresi, 68)

Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca “Ol” demekten ibarettir; o da hemen oluverir. (Nahl Suresi, 40)

Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri yalnızca: “Ol” demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)

Allah’ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: “Ol” der, o da hemen oluverir. (Meryem Suresi, 35)

Melekler Evrimle Yaratılmamıştır

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah’ındır; O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir. (Fatır Suresi, 1)

Hani Rabbin meleklere: “Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim” demişti… (Bakara Suresi, 30)

Ve meleklere: “Adem’e secde edin” dedik… (Bakara Suresi, 34)

Andolsun, Biz sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra meleklere: “Adem’e secde edin” dedik… (Araf Suresi, 11)

Cinler Evrimle Yaratılmamıştır

Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. Ve Cann’ı da daha önce ‘nüfuz eden kavurucu’ ateşten yaratmıştık. (Hicr Suresi, 26-27)

İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı. Cann’ı (cinni) da ‘yalın-dumansız bir ateşten’ yarattı. (Rahman Suresi, 14-15)

Allah için yaratmak çok kolaydır. Rabbimiz hiçbir sebep olmadan yoktan var edendir. Cinleri ve melekleri nasıl farklı şekillerde var ettiyse, insanı da evrime gerek olmadan, ayrı bir varlık olarak var etmiştir. Aynı durum hayvanlar ve bitkiler gibi diğer canlılar için de geçerlidir. Kuran’da bildirilen açık gerçek şudur: Allah bu canlıların hiçbirini evrimleştirmeden, yani türleri başka türlere dönüştürmeden bir anda yoktan var etmiştir.

Evrimi Savunan Müslümanlar, Hz. Musa (as)’ın Asasının Yılana Dönüşünü, Hz. İsa (as)’ın Üflediği Çamurun Kuş Olup Uçmasını Açıklayamazlar

Hz. Musa (as) asasını yere attığında, cansız bir ağaç dalı, canlı bir yılana dönüşmekte, eline aldığında yılan tekrar cansız bir ağaca dönüşmektedir, sonra tekrar yere attığında yine can bulmaktadır. Yani cansız bir madde, canlanmakta, sonra ölmekte, sonra yine canlanmaktadır. Böylece Allah bu mucizesiyle insanlara, sürekli Yaratılış’ı göstermektedir.

Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) O HEMEN HIZLA KOŞAN (KOCAMAN) BİR YILAN (OLMUŞ).
Dedi ki: “Onu al ve korkma, Biz onu ilk durumuna çevireceğiz.” (Taha Suresi, 20-21)

“Sağ elindekini at, ONLARIN YAPTIKLARINI YUTACAKTIR; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz.” (Taha Suresi, 69)

“Asanı bırak;” (Bıraktı ve) ONUN ÇEVİK BİR YILAN GİBİ HAREKET ETTTİĞİNİ görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. “Ey Musa, korkma; şüphesiz Ben(im); Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz.” (Neml Suresi, 10)

Kuran’da Hz. İsa (as)’ın da çamurdan kuş biçiminde birşey yaptığı, sonra bunun içine üflediğinde, Allah’ın dilemesiyle, bu kuşun hayat bulup canlandığı haber verilmiştir:

Allah şöyle diyecek: “Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu’l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim. İZNİMLE ÇAMURDAN KUŞ BİÇİMİNDE (BİR ŞEYİ) OLUŞTURUYORDUN DA (YİNE) İZNİMLE ONA ÜFÜRDÜĞÜNDE BİR KUŞ OLUYORDU… (Maide Suresi, 110)

Bu kuş, hiçbir sebebe bağlı olmadan, Allah’ın dilemesi ve mucizesiyle, can bulmaktadır Cansız bir maddeden can sahibi olan kuş, Yüce Allah’ın örneksiz, sebepsiz, üstün yaratışının örneklerinden biridir. Hz. İsa (as) da, Allah’ın lütfettiği bu mucizeyle, evrimci düşüncenin mantıksızlığını ve geçersizliğini gözler önüne sermektedir.

Mevlana’ya Ait Olduğu Söylenen Eserlerde de,
Tıpkı İngiliz Charles Darwin’in Eserlerinde Olduğu Gibi,
Türkler Haşa Barbar Olarak Nitelendiriliyor

Bir gün Şeyh Selahaddin hazretleri bağını yapmak için ücretle Türk rençberler tutmuştu. Bunu gören Mevlana hazretleri: “Efendi, yani Bay Selahaddin, bağ yapımında Rum rençberler, bozumunda da Türk rençberler tutmak lazımdır. Çünkü dünyayı imar etmek Rumlara; yıkmak ise Türklere mahsustur… Her şeyden arı duru olan Yüce Tanrı, dünyayı yarattığı vakit önce gafil kafirleri yarattı ve onlara uzun ömür ve büyük kuvvet verdi. Nihayet onlar, hiçbir şeyden haberi olmayan rençberler gibi bu toprak alemini imar etmeye çalıştılar. Birçok asırlar sonra gelenlerin örneği olsun diye birçok şehirler, dağların tepelerinde kaleler ve tepeler üzerinde tarlalar yaptılar. Sonra da azar azar bu imaretlerin tamamıyla harab olması için Tanrı’nın takdiri şöyle bir tedbirde bulundu: Bunları yıkmak için Türkleri yarattı, onlar da çekinmeden ve acımadan gördükleri her imareti yıktılar, harabeye çevirdiler ve hala da yapıyorlar ve kıyamete kadar da böyle yapacaklar. Konya şehri de yine merhametsiz Türk zalimlerin eliyle harab olacaktır” buyurdular. Nitekim şimdi buyurduğu gibi oldu. (Menakıbü’l Arifin, Ahmed Eflaki’nin farsça eseri (1360). Bu eser, Mevlevi tarikatının en kapsamlı anlatıldığı kitap olarak bilinir)

Kuran’a Göre Irkların Birbirine Üstünlüğü Yoktur. Üstünlük Sadece Takva İledir

Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır. (Hucurat Suresi, 13)

RTmi_78_AriflerinMenkibeleri_cilt2_kapak

Irk Üstünlüğü Düşüncesine Göre Hareket Etmek Cahiliye Tutumudur

Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, ‘öfkeli soy koruyuculuğu’nu (hamiyeti), cahiliyenin ‘öfkeli soy koruyuculuğunu’ kılıp-kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve müminlerin üzerine ‘(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu’ indirdi ve onları “takva sözü” üzerinde ‘kararlılıkla ayakta tuttu.” Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. (Fetih Suresi, 26)

RumiTehlike mi s79 Menakibul Arifin_s137_Turk Dusmanligi

Dördüncü Bölüm:
Mevlana’ya Ait Olduğu Söylenen Kitaplarda
Kadınları Aşağı Gören Sözler

Bu bölümde yer alan bazı sözlerde Peygamberimiz (sav)’in adı kullanılmış ve haşa bu sözler Peygamberimiz (sav)’e aitmiş gibi ifade edilmiştir. Resulullah (sav), kadınlara olan sevgisi, saygısı ve nezaketiyle tüm dünyaya örnek olmuş bir insandır. Hayatının her anında kadınlara verdiği değeri ifade etmiş, onları en güzel şekilde korumuş, desteklemiş ve onore etmiştir. Dolayısıyla Peygamberimiz (sav)’in kadınlar aleyhine bir açıklamasının bulunması mümkün değildir. Bu, Kuran’a da uygun değildir. Allah’ı çok seven, Allah’tan çok korkan ve tüm hayatını Kuran’a göre yaşayan Hz. Muhammed (sav)’e kadınlar aleyhinde sözler addetmek, mübarek Peygamberimiz (sav)’e çok çirkin bir iftiradır. Peygamberimiz (sav) tüm bu iftiralardan ve çirkin sözlerden beridir.

Kadınları sözde aşağı gören zihniyet bağnazlığın hurafelerinde vardır. Kuran bu çirkin hurafeleri ortadan kaldırmıştır. Örneğin Mesnevi’de de yer alan bağnaz hurafelere göre kadınların aklı noksandır ve kadınlara danışılmamalıdır. Oysa Kuran’da Sebe melikesiyle ilgili kıssa yer almaktadır. Yani, bir kadının devletin hükümdarı olduğu örneği verilmiştir. Benzer şekilde Allah Kuran’da, Hz. Meryem ve Firavun’un eşi gibi mümin kadınları da övmüş ve onların güzel ahlakını tüm insanlara örnek göstermiştir.

1. Kadın Parça Buçuktur Yalanı

Ümmet peki dedi, “Ya bir çocuğa rastlarsak ya bir kadın çıkarsa karşımıza?” Çocukta da kadında da akıl yoktur, aydın bir karara varamaz. Peygamber onunla danış dediğinin tersini yap düş yola dedi. Nefsini kadın tanı, kadından beter tanı, çünkü kadın parça buçuktur, nefisse tamamen şerdir. (Mesnevi, Cilt 2, s. 563)

RTmi_82_Cilt2_sf563_kadinda_akil_yok

Orijinal Kaynak: Madde -1-

2. Kadınlara Danışmayın Yanılgısı

Ey yolcu yolcuyla danış, kadınla değil… Çünkü kadının reyi seni topal eder. (Mesnevi Cilt 4 Beyit 2210)

RTmi_83_Mesnevi_cilt_4_sayfa_178_Kadin_Danisma

Orijinal Kaynak: Madde -2-

3. Kadınlara Danışsanız Bile Dediklerinin Tersini Yapın Hurafesi

Kadınlarla danışın, sonra da ne dedilerse aksini yapın.” Gerçekten de onlara asi olmayanlar helak oldu. (Mesnevi, Cilt 1, 3064-3065. Beyitler)

Kadınlara danışın sonra onların söylediklerinin aksine hareket edin. Karılarına başkaldırmayan kişiler nefeslerini tüketirler. (Ariflerin Menkibeleri, sf. 402)

RTmi_84_Cilt1_sf273_kadinin_dediginin_tersini_yap

Orijinal Kaynak: Madde -3-

RTmi_86_Menakibul_arifin_sf_402_kadinin_dedigini_yapma

Orijinal Kaynak: Madde -3-

4. Kadınların Rüyasının Bile Erkeklerden Aşağı Olduğu İddiası

Kadının rüyası, aklı noksan, canı zayıf olduğu için, erkeğin rüyasından daha aşağıdır. (Mesnevi, Cilt 6, 4354. Beyit)

RTmi_87_Mesnevi_cilt6_sayfa_733_15_Kadin_Ruya

Orijinal Kaynak: Madde -4-

5. Annelere Hakaret Sözü

Arşta oturup duruyordum. Anamın şehveti “inin” emri ile beni buraya attı. O tam yücelikten bir kocakarının hilesiyle rahim zindanına düştüm. Ruhu ta arştan bu yurda getirdi. Hasılı kadınların hilesi pek büyük. İnişim, önce de kadın yüzünden, sonra da kadın yüzünden. Ruhtum, nasıl oldu da bedene büründüm? (Mesnevi, Cilt 6, Beyit 2795)

RTmi_88_Mesnevi_Cilt6_Beyit_2795_KadinHakaretAnne

Orijinal Kaynak: Madde -5-

6. Kadının Hayvan Suretinde Olduğu Yalanı

Kadınlarda hayvanlık sıfatları çoktur, çünkü kadının gönlü renge, kokuya akar. ( Mesnevi, Cilt 5, 2968-2975. Beyitler)

RTmi_89_Mesnevi_cilt5_s224_Hayvan_Sureti

Orijinal Kaynak: Madde -6-

7. Darwin de Mesnevi’de Olduğu Gibi Kadınları Haşa Aşağı ve Hayvan Gibi Görüyordu

Darwin kadının evlilikteki rolünü şöyle tarif ediyordu: “… Oynayacağınız bir nesne – her halükarda bir köpekten daha iyi …” (Darwin’in Otobiyografisi 1809-1882, s. 232-233)

Darwin, “İnsanın Türeyişi” adlı kitabında kadınların idrak etme, hızlı kavrama ve taklit konusunda “daha aşağı ırkların özelliklerini taşıdıklarını ve bu nedenle daha eski ve alt bir medeniyet seviyesine sahip olduklarını” yazmıştı. (“Darwin’in İnsanın Türeyişi kitabındaki Doğanın Gelişimi”, s. 295)

Allah Kuran’da kadınların ve erkeklerin iman, ahlak, akıl olarak birbirlerine eşit olduklarını ve üstünlüğün sadece takvayla olacağını bildirmiştir:

Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, gönülden (Allah’a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah’a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah’tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah’tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çokça zikreden erkekler ve (Allah’ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (Ahzap Suresi, 35)

Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir ‘çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar’ bile haksızlığa uğramayacaklardır. (Nisa Suresi, 124)

Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)

Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)

Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetmiştir. Allah’tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Tevbe Suresi, 72)

Hani melekler: “Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı,” demişti. (Al-i İmran Suresi, 42)

Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçti. Onun annesi dosdoğrudur… (Maide Suresi, 75)

Allah, iman edenlere de Firavun’un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: “Rabbim bana Kendi Katında, cennette bir ev yap; beni Firavun’dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.” (Tahrim Suresi, 11)

İmran’ın kızı Meryem’i de. Ki o kendi ırzını korumuştu. Böylece Biz ona Ruhumuz’dan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O, (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı. (Tahrim Suresi, 12)

Sen Yücesin,
bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.
Gerçekten Sen, herşeyi bilen,
hüküm ve hikmet sahibi olansın.
(Bakara Suresi, 32)