Kendinize iyi bakın, arkadaşlarınıza da!

Allah Kuran’da kendi kendisine manevi zarar veren insanlar olduğunu haber vermiştir:

Ona ve İshak’a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de. (Saffat Suresi, 113)

İnsanların kendi nefislerine zulmettikleri, yani açıkça zararda oldukları tavır bozukluklarından birisi; küsmektir. Akılcılıktan uzak bu tavır neticesinde, insanlar çözüme giden yolları tıkamış olduklarını fark etmezler.

İletişimi kesmekle, karşı tarafın ne yanlış anlaşılan konuya bir açıklık getirmesine, ne hatasından dolayı özür dilemesine ne de alçak gönüllü davranıp gönül almasına fırsat vermemiş olurlar.

Böylece iyi seçeneklerin hepsini ortadan kaldırmış olurlar. Geriye, iki tarafın da zarara uğramasından başka alternatif kalmaz. Sevgi felç olur, dostluk bozulur. Bu şüphesiz, akıl sahibi Müslümanların şiddetle kaçınması gereken bir tutumdur.

Kuran, insanın hayat kalitesini düşüren, güzel ahlaka yakışmayan davranışlara izin vermez. Küsmek de Kuran’a uygun olmayan bir tavırdır. Müslümanlar, hayatlarını Kuran’a göre şekillendirmeli ve günlük, küçük olaylar için Allah’ın sözüne uygun olmayan bir davranışta bulunma gafletine düşmemelidirler. Allah Kuran’da Müslümanların kardeş olduğunu, şayet küsecek olurlarsa hemen aralarının düzeltilmesi gerektiğini buyurmuştur:

Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah’tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz. (Hucurat Suresi, 10)


Her şeyden önce, küsmek gibi duygusal bir tavır içine giren kişi, Allah’ın her şeyi bir kader ile yarattığını unutmuş demektir. Küsmek, karşıdaki kişinin Allah’ın yazdığı kaderin dışına çıkamadığını unutarak, müstakil hareket ettiğini sanmaktır. Halbuki her şeyi yaratan Allah’tır.

Allah bizim sevgilimiz, Müslümanların velisi, koruyucusudur. Allah’ın yarattığı kader, Müslümanlar için en hayırlısıdır. Dolayısıyla herkesin “küsülecek bir olay” sandığı durumlarda Allah’ın kendisi için bir hayır dilediğini bilerek en akılcı şekilde hareket etmesi gerekir.

Akılcı olan ise, karşı tarafa yaptığı yanlış tavırdan dolayı küsmek yerine ona doğruyu anlatarak bu davranışını düzeltmeye çalışmaktır. Küsmenin, hatayı düzeltmek açısından bir anlamı yoktur. Ama doğruyu anlatmanın vardır. Ayrıca karşı tarafı anlamaya çalışmak, ortada bir yanlış anlaşılma olmadığından emin olmak da önemlidir. Yani kişi, kendisinin de hata yapmış olabileceğine mutlaka ihtimal vermeli, olayı tarafsız değerlendirmeli; suçluyu bulmayı değil, çözüm bulmayı amaçlamalıdır.

Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 135)

Dünya hayatı geçicidir. En önemli olaylar dahi ölümle son bulacaktır. Kalıcı olacak tek şey sonsuz ahirette alacağımız karşılıktır. Geçici dünyanın önemsiz konularında nefsimizden yana olarak asıl önemli olan ahiret hayatını tehlikeye atmak, akılcı bir Müslüman’a yakışmaz.

Hayattaki tüm detaylar ahiretimiz için özel yaratılmış birer görüntüdür. Hayatın geçiciliğini, kaderi, kendi bedeninin gerçek konumunu, karşısındaki görüntüyü Allah’ın yarattığını bilen, beynindeki bir görüntüyle konuştuğunun farkında olan; küsmenin anlamsız olduğunu bilir. Beynindeki bir görüntüye küsmek izlediğin filmdeki bir karaktere küsmek gibi komiktir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir