Şirk koşmadan Allah rızası için sevmek

Bazı erkekler güçlü kadınları sever. Hayatlarındaki kadına yönelik hayranlık hissi duymak hoşlarına gider. Onlarla iftihar etmeyi severler. Belki bunun ardında, güçlü bir kadın tarafından bağlılıkla sevilmek, diğer erkekler yerine kendiIerinin tercih edilmesi gibi nedenlerle gururlarının okşanması yatar. Yani nefislerinin enaniyeti kabarır. Ve bu nedenle gittikçe daha çok bağlanırlar.

Bazı erkekler şefkate ihtiyacı olan, daha yumuşak mizaçlı, kırılgan kadınları severler. Bu kadınların kendilerine ihtiyaç duyduğu düşüncesi, erkeklerin böyle kadınlara bağlanmasına neden olur.

Herhangi bir durumdan dolayı kırılmış, üzülmüş durumdayken bu kadınlara yardımcı olmak, onların tekrar motive, umutlu ve mutlu hale gelmelerini sağlamak bazı erkeklerin çok hoşuna gider. Karşılarındaki kadının aslında kendilerini ilgilendirmeyen dertleriyle uğraşmış olmaktan gocunmazlar.

Onun yerine, tekrar neşelendirdikleri kadının hayatında çok büyük bir yer tuttukları düşüncesiyle dolarlar. Böyle bir kadında kendileri için “iyi ki varsın” şeklinde bir kanaat oluşması, “sen olmasan ben ne yapardım” gibi bir ruh halinde olmaları bu erkeklerin karşılarındaki kadına olan bağlılığını arttırır.

Gösterdikleri aşırı ilgiyi kesinlikle vakit israfı olarak görmezler. Sürekli bu kadınların yanında olmak, her dertlerinde onlara yardımcı olmak için gayret ederler. Bu sayede kendilerince bu kadınların ‘kahramanı’ olurlar. Bu durum, kuşkusuz, enaniyetlerini okşar, nefislerini kabartır.

Oysa kadınlar cephesinde yaşananlar erkeklerin sandığından çok farklıdır.

Kadınlar, yaratılışları gereği, erkeklere kıyasla ayrıntıları daha iyi görebilmektedirler. Kişisel bakımlarından, dekorasyona her alanda daha ayrıntıcı olmaları bundandır. Bu girift düşünme yeteneğinin bir getirisi olarak, insan karakterine yönelik işaretler taşıyan en ince ayrıntıları da hızla ve kolaylıkla fark ederler.

Buna, karşılarındaki erkeklerin karakterini tespit etmek de dahildir.

Güçlü bir kadın mı? Şefkatine ihtiyaç duyan bir kadın mı? Kadınlar bu sorunun cevabını çok kısa sürede bulurlar ve tüm tavırlarını buna göre düzenlerler. Karşılarındaki erkeğe, hayatına almak istediği karakteri sunarlar. Böylece hayatIarında yer bulur, ilgilerini üzerlerinde toplarlar.

Örneğin şefkatini celbetmek istedikleri birinin yanına geldiklerinde aniden suskunlaşırlar. Yolculuk boyunca yanlarındaki arkadaşlarıyla gülüp eğlendikleri halde, kasten etkilemek istedikleri insanın yanına geldiklerinde hemen suskun, durgun, manevi desteğe ihtiyacı olan biri görünümüne bürünürler.

Karşılarındaki kişi kendileriyle ilgilenip konuştuktan sonra da yavaş yavaş sıkıntıları dağılıyor gibi yapmayı ihmal etmezler. İsteseler bir anda neşeli bir hale geçebilecekleri halde girdikleri role uygun olarak yavaş yavaş açılıyormuş gibi görünmeye dikkat ederler.

Ve tabii ki kendileriyle ilgilenen kişiye karşı minnettar görünmeye de. “Bir tek seninle konuşunca açılıyorum, iyi ki yanımdasın!” gibi ifadelerle yoğun sevgi gösterirler. Karşılarındaki kişinin nefsini okşarlar. Bu sayede gördükleri ilginin süreklilik kazanmasını sağlarlar.

Kadınlar şefkate çok ihtiyaç duyacak şekilde yaratılmışlardır. Ancak İslam ahlakını yaşama gayreti içinde olmayan erkekler, ince düşüncelilik ve şefkatten yoksundurlar. Kadınlara ihtiyaç duydukları özeni göstermezler.

Kadınlara yönelik tavırların sürekli  irade ve dikkat gerektirmesini, erkekler çok zahmetli bulurlar. Ahirette ecrini almayı da düşünmedikleri için, normal şartlarda kadınlara yönelik ince düşünceli davranma zahmetine (!) pek yanaşmazlar.

Bu da kadınları istedikleri ilgiyi elde etmekte yukarıda ifade edildiği şekilde samimiyetsiz yöntemler uygulamaya iter. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, erkeklerin  karşılıksız kahramanlık yapamadıklarını, şefkat ve fedakarlıkta bulunamadıklarını belirtmiştir. Kadınların şefkate yönelik zaafları nedeniyle de ikiyüzlülüğe meyletmeleri Risale-i Nur’da şöyle izah edilmiştir:

Halbuki erkeklerin kahramanlıkları mukabelesiz (karşılıksız) olmuyor; belki, yüz cihette (açıdan) mukabele (karşılık) istiyorlar. Hiç olmazsa şan ü şeref (şan ve şeref) istiyorlar. Fakat maatteessüf (ne yazık ki) biçare (çaresiz) mübarek tarife-i nisaiye (kadınlar), zalim erkeklerinin şerlerinden ve tahakkümlerinden (baskılarından) kurtulmak için, başka bir tarzda, zafiyet (zayıflık) ve acizden gelen başka bir nevide (tür) riyakârlığa (ikiyüzlülüğe) giriyorlar.

Tabii ki Kuran ahlakına uygun olmayan bir yöntemin güzel sonuç vermesi mümkün değildir. Sürekli akıllarında ne zaman nasıl bir role gireceklerini tartmak kadınları çok yıpratır ve büyük bir samimiyetsizliğe iter.

Böyle bir yaşantıda, samimiyetsiz oyunlarla çevrelerinde tuttukları insanların hiçbiri onları gerçekten tanımaz. Gerçekten içlerini açtıkları, samimiyette sırdaş oldukları kimse yoktur. Bir dışarıya gösterdikleri yüzleri vardır, bir de gerçek karakterleri.

Hayatlarındaki kimsenin kendilerini gerçekten tanımıyor olmasının azabını yaşarlar. Çevrelerinde belki kendilerine sevgi gösteren birileri vardır ama hiçbirinin yalın halleriyle de kendilerini seveceğinden asla emin olamazlar. Bu da onları kalabalıklar içinde bile yalnız ve güvensiz bir his içinde olmaya sürükler.

Yapayalnız hissetmenin, Allah ile beraber başka ilahlar edinmenin bir cezası olduğunu Allah Kuran’da şöyle haber vermiştir:

Allah ile beraber başka ilahlar edinme, yoksa kınanmış ve kendi başına (yapayalnız ve yardımcısız) bırakılmış olursun. (İsrâ Suresi, 22)

Erkekler için ise her an Kuran ahlakına uygun ahlak göstermeleri gerekirken ancak nefislerine hoş geldiği durumlarda ilgili ve şefkatli davranmak çok büyük bir tehlikedir. Allah rızasını gözetmeden yapılan davranışlar, kişilerin rızasına yöneliktir ve bu Allah Katında çok büyük bir günahtır. Allah Kuran’da, kadınları şirk koşmak konusunda şöyle buyurmaktadır:

Onlar, O’nu bırakıp da (bir takım) dişilere taparlar. Onlar o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar (Nisa Suresi, 117)

Kadınlar için de erkekler için de asıl yapılması gereken şey çok basittir: Vicdanlarına uymak. Her insan vicdanında doğrunun ne olduğunu bilir. Kuran ahlakına uygun yaşamak her insan için gerçek kurtuluşun tek yoludur.

Allah rızasını hedefleyen, İslam ahlakının dünyaya yayılması için gayret eden ve küçük hesaplar peşinde olmayan her insan asil bir karakter taşır. Allah, Kendi dinine yardım edenlere yardım edeceğini ve hem dünyada hem ahirette güzel bir hayatla yaşatacağını Kuran’da şöyle müjdelemiştir:

Erkek olsun, kadın olsun, bir mü´min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir