Mülkün Tek Sahibi Onu Yaratandır

(Yine) Bilmez misin ki, gerçekten göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır… (Bakara Suresi, 107)

Holdingler, oteller, işyerleri, arabalar, tarihi eserler, bankalar, kafeler, denizler, çiçekler, atomlar… Gözümüzü çevirip baktığımızda yeryüzünde ve gökyüzünde gördüğümüz ve göremediğimiz her şey ama her şey Yüce Rabbimiz’indir.

Üzerinde ‘tapu’ yazan, resim ve imzamızın bulunduğu kâğıt parçaları da bu gerçeği değiştirmiyor. Ya da belki de uzun süre çalıştıktan sonrasında biriktirdiğimiz paralarla aldığımız mallar da onların gerçek sahibi olduğumuz anlamına gelmiyor.

Sahip olduğumuz, olmadığımız her şeyi Allah yaratmıştır ve hepsi Allah’ın hazinesine aittir. İnsan sınırlı aklıyla mülk denince bankada sakladığı parasını, ufak tefek evini, yeni arabasını veya işyerini düşünebilir.

Ama Allah gökyüzünde, yerin kat kat altında, dünyamızın dışında… canlı ve cansız çok fazla mal ve mülk yaratmıştır. Ve bunların da sahibi yine Kendisi’dir.

Dolayısıyla zengin olan insanın kendisi değil, insanı yaratan ve insanın sahip olduğunu sandığı nimetleri veren Yüce Allah’ımızdır.

Bu apaçık gerçeğe rağmen insanların çoğu bundan gafil yaşamaktadırlar. İmtihan gereği, sebepler dairesinde, sahip olabilmek için emek verdiği herhangi bir şeyi kendisinin sanma gafletine düşmektedir.

Oysa çalışmakla, biriktirmekle değil; Allah verdiği için o nimetlere sahip olmuştur. Dolayısıyla bunun enaniyetini yapması vahim bir durumdur. Kuran’da sahip olduğu mallarla gaflet içinde yaşayanlar hakkında şöyle buyurulmaktadır:

Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak. Onlar sanıyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklarla Biz onların hayırlarına koşuyoruz (veya onlara yardım ediyoruz)? Hayır, onlar şuurunda değiller. (Mü’minun 54-56)

Bir örnek verirsek; misafir olduğu bir evde oturan birisinin herkese evin kendisine ait olduğunu söyleyerek bununla övünmesi ne kadar komik duruma düşürücü bir durumdur, değil mi?

Ya da kendisine evini açan kişiye vefasız davranması, evine de iyi bakmaması nankörlük değil midir? İşte Rabbimiz’e karşı yapılan nankörlük de bununla kıyaslanmayacak kadar küçük düşürücüdür.

İnsan Rabbimizin kendisine lütfettiği nimetlerin O’ndan geldiğini unutmadan, nimetlere nankörlük etmeden, israf etmeden, şükrederek, nimetlerle mutlu olarak ve Allah Yolunda kullanarak hayatını sürdürmelidir.

Ve Allah’ın sonsuz güzel ahlakını örnek alıp elindeki nimetleri paylaşmalı, ihtiyaç içinde olanlara yardım etmelidir.

De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin.” (Al-i İmran Suresi, 26)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir