Mısır-Türkiye Ticareti ile Yeni Umutlar

Adnan Oktar‘ın Egyptian Streets’da (Mısır) yayınlanan makalesi:

‘Osmanlıların savaşa girdiği gün İngilizler Mısır’da sıkıyönetim ilan etti. […] İngiliz yetkililer Mısırlıların kendilerine sadık kalacağından emin değillerdi. Bu savaşta dini bağların sömürge yetkililerine duyulan saygıya baskın geleceğinden emindiler, bu yüzden Mısırlıları tamamen savaşın dışında tuttular.’ ‘Osmanlı’nın Yıkılışı: Ortadoğu’da Büyük Savaş, Eugene Rogan

Oxford Üniversitesi’nde modern Ortadoğu tarihi üzerine ders veren ünlü İngiliz profesör Eugene Rogan, Mısırlılar ve Türkler arasındaki güçlü bağları bu sözlerle açıklıyor. Gerçekten de geçici anlaşmazlıklar olsa da bu iki halk arasındaki karşılıklı sevgi ve saygı asla kopmayacak kadar güçlü.

Uzun bir aradan sonra gerek Mısır gerekse Türkiye tarafından tekrar dostluk, ittifak ve uzlaşmaya doğru karşılıklı harcanan samimi çabalar sessiz sedasız olumlu sonuçlarını vermeye devam ediyor. Karşılıklı gelişen ticari ve ekonomik ilişkiler de bu olumlu sonuçlardan biri.

Geçtiğimiz günlerde, Mısır Ticaret Odaları Federasyonu’nun daveti üzerine Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kahire’de düzenlenen 3. Mısır Yatırım Konferansı’na katıldı. Hisarcıklıoğlu, EUROCHAMBRES Başkan Yardımcısı sıfatıyla konferansın açılışında yaptığı konuşmada, Mısır Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Ahmed el-Vekil’e başarılı bir forum düzenledikleri için şükranlarını sundu. Başkent Kahire’de bir grup Türk iş adamları ile görüşen Hisarcıklıoğlu, Mısır Ticaret ve Sanayi Bakanı Tareq Qabel ile de bir araya geldi.

Geçen yılın ortalarında da TOBB Heyeti, 4 yıl aradan sonra Mısır’da düzenlenen Mısır-Türkiye İş Forumu’na katılmıştı. Hisarcıklıoğlu başkanlığındaki Türk heyeti ve Kahire’deki aktif Türk firmalarının temsilcileri program kapsamında, Mısır’dan yaklaşık 80 firmanın yetkilileriyle görüşmüştü. Temaslar sırasında Mısır Ticaret ve Sanayi Bakanı Tareq Qabel tarafından Bakanlık binasında kabul edilen TOBB Heyeti, burada bir görüşme gerçekleştirdi. Hisarcıklıoğlu görüşme sonrasında, “Darbenin ardından Bakan düzeyindeki ilk görüşmeyi yapmış olduk” dedi.

Geçmişe döndüğümüzde, Mısır ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi ve ekonomik ilişkiler 2000’li yılların başından itibaren sürekli olarak yükselmiş, iki ülke arasında kriz başlamadan önce ticaret hacmi yıllık 5 milyar dolar seviyelerine gelmişti. Ancak 2013’teki diplomatik gerginliği takiben Türkiye’nin Mısır’a ihracatı 2015’te yüzde 5 gerileme ile 3.1 milyar dolara, 2016’da ise yüzde 12.7 düşüşle 2.7 milyar dolara düştü. Buna rağmen Mısır, Afrika Kıtası’nda Türkiye’nin halen en fazla ihracat yaptığı ülke konumunda. Mısır’daki doğrudan Türk yatırımları ise 2 milyar dolardan fazla.

Bugün, her iki taraf da 2013 öncesi 5 milyar dolar düzeyindeki ticaret hacmini yeniden yakalama hatta bu oranı geçme niyetinde. Nitekim 2016 itibariyle bu rakam tekrar 4 milyar doları aşarken 2017’nin ilk 7 ayında toplam 2.4 milyar dolarlık sözleşmeye karşılıklı imzalar atıldı. Mısır iç pazarında 5-6 milyarlık ticaret hacmi oluşturan Türk yatırımcılar aynı zamanda 75 bin kişiye de istihdam sağlıyor. Türk yatırımcılar, Mısır’daki yabancı yatırımcılar içerisinde büyüklük ve istihdam bakımından her devirde ilk üç arasında bulunuyor.

Görünen o ki, 2013’deki darbe sonrasında diplomatik ilişkileri kopma noktasına gelen Türkiye ile Mısır arasındaki ticari, ekonomik ve sosyal ilişkiler diplomatik ve siyasi ilişkilerden çok daha hızlı ilerliyor. Bununla birlikte, son dönemde diplomatik ilişkilerdeki iyi niyetli ve uzlaşmacı tablo, karşılıklı normalleşme mesajları bu alanda da pek yakında ciddi bir ivme kazanılacağının göstergesi.

Aslında, ilişkilerin yeniden düzeltilerek iki ülke arasındaki kadim ve güzel dostluk bağının yeniden canlandırılmasına yönelik ilk ciddi adımlar 2016 yılı başlarında atılmıştı. O yıl Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şükri’nin ittifaka yönelik samimi ifadeleri, Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım tarafından karşılık bulmuştu. Başbakan Binali Yıldırım TRT Haber kanalında yaptığı bir konuşmasında Türkiye-Mısır ilişkileri konusunda son derece hayati açıklamalarda bulunmuş ve iki ülke ticaretinin güçlenmesini bu konuda bir adım olarak görmüştü: “Hayat devam ediyor. Aynı bölgede yaşıyoruz, birbirimize ihtiyacımız var… Coğrafi bağımız ve yakınlığımız var. Ayrıca dini ve kültürel bağlarımızı söylemiyorum… İş adamlarımız, yatırımcılarımız karşılıklı gidip gelebilirler, yatırımlarını geliştirebilirler ve böyle böyle ileride belki normalleşmeye de bir zemin hazırlanmış olur. Hatta bakanlar seviyesinde bile ilişkiler başlayabilir. Bu olabilir, buna mani bir hal yok. Bunun olması konusunda biz doğrusu hazırız, bu konuda herhangi bir rezervimiz yok.

Bu karşılıklı iyi niyet mesajları sonunda, Türkiye’den bir milletvekili heyetinin geçtiğimiz yıl Eylül ayında Kahire’de düzenlenen Akdeniz İçin Birlik Parlamenterler Asamblesi (AİBPA) toplantısına katılmasıyla somut bir düzeye ulaştı. Bunu takip eden Ekim ayında ise TBMM’den ikinci bir heyet yine Kahire’de Terörizmle Mücadele Küresel Forumu (TMKF) çerçevesinde düzenlenen Terörle Mücadele Çerçevesinde Parlamenterler ile Yargı Aktörleri İlişkisi konulu çalıştaya katıldı.

Mısır ve Türkiye, birbirlerine çok sıkı tarihi, kültürel, ailesel ve dini bağlarla bağlı, halkları yüzyıllar boyu birbiriyle kaynaşmış, pek çok ortak değere, güçlü sosyal ilişkilere sahip iki dost ve kardeş ülke. Dolayısıyla, suni gerilimlerin, iki ülkenin dostluk, yakınlık ve işbirliğini zedelemesine göz yummak tarihi bir yanılgı olacaktır. Binlerce yıllık tarihi dev uygarlıklara ev sahipliği yapmış, bölgenin bu iki kadim üyesinin, her alanda geniş çaplı bir birlik ve dayanışma içine girmeleri halinde dünya çapında söz sahibi birer süper güç haline gelmeleri oldukça kolay ve gereklidir. Karşılıklı ticaret hacminin geliştirilmesi sadece iki ülkenin kalkınması ile sonuçlanmayacak aynı zamanda bölgeye de güçlü ve aktif bir zenginlik getirecektir. Ticari ittifakların gelişmesi, genellikle her zaman iyi ilişkilerin ve işbirliğinin de güçlenmesine bir vesile olmuştur. işte bu nedende ticarette bağı güçlü tutmak, çok önemli adımların da bir başlangıcı sayılabilecektir. Her iki ülke de buna gönüllüdür, bu konuda şevklidir. 2018’in bu güçlü ve köklü işbirliğinin temellerini atması diliyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir