Her iki yönüyle sosyal medya

Adnan Oktar’ın Sosyal Medya ile ilgili makalesi Gulf Daily News’de yayınlandı. Gulf Daily News; Bahreyn’in ilk günlük İngilizce gazetesi. 

Linki: http://www.gdnonline.com/Details/304338/GDN-Readers-View-Double-edged


Bahreyn: Bahreyn resmi adıyla Bahreyn Krallığı, Asya’da, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesidir. Bahreyn’in güneydoğusunda Katar, batısında Suudi Arabistan yer alır. “Bahreyn” Arapça bir kelime olup “iki denizin arasında” demektir.

Gazete Küpürü: 

Makalenin Türkçesi: 

Bahreynli gençler sosyal medyadan faydalanırken onun tehlikelerinden de korunmalılar. Facebook’un kurucu başkanı ve Napster’ın kurucu ortağı Sean Parker son zamanlarda sosyal medyaya yönelik sert ifadeleri ile dünyayı şaşırttı. Facebook’un toplum üzerindeki zararlı etkilerinden yakınarak, çocukların sağlıklı gelişimi üzerindeki potansiyel tehlikelerine karşı uyarılarda bulundu. Bu fikri ilk ortaya attıklarında, insanları sisteme mümkün olduğunca bağımlı kılmak istediklerini itiraf etti; “Beğen” butonu bu arzunun bir sonucu olarak doğdu.

Parker, “Beğen” butonu ve sosyal medyanın işlevini genel olarak “… İnsan psikolojisinin zayıflığını istismar etmek” şeklinde tanımlıyor. Bu acı bir gerçek. Çoğu insan kafasında, kendi seviyesinde olduğunu düşündükleri kişilerle bir bilinçaltı yarışına başlıyor ve bir süre sonra akranlarının onayını kazanmak ya da onlarda kıskançlık duygusu uyandırmak bir hayat gayesi halini alıyor. Bu tehlikeli bir düşünce biçimi. Bunun kimseye bir yararı olmadığı gibi aynı zamanda bu hedeflere ulaşamadıklarını düşündüklerinde insanların psikolojisini bozuyor. Sosyal medya bu zayıflıktan yararlanmaya başladığında, sonuçları endişe verici olabilir. Bununla birlikte, sosyal medyayı olumlu bir şekilde kullanarak bu eğilimi kolayca değiştirebiliriz.

Birçok çalışma bu tehdidin varlığını doğrulamakta ve sosyal medyanın yararından çok zararı olabileceğini göstermekte. Bir ankete göre 1.500 sosyal medya kullanıcısının %62’si kendisini yetersiz hissettiğini söylerken, %60’ı bu platformda kendilerini başkalarıyla karşılaştırdıklarında kıskançlık hissettiklerini söyledi. Missouri Üniversitesi’nden Profesör Margaret Duffy bu zararlı olgu hakkında şöyle diyor: “Eğer sosyal medya kişinin kendi başarılarını başkalarıyla karşılaştırmak için kullanılırsa olumsuz bir etkisi olabilir.”

Sürekli onaylanma arayışında ve karşılaştırma yapma isteğinde olmak, çoğunlukla en savunmasız yaş grubu olan duygusal gençleri etkiliyor. Bu tür duygular kontrol altına alınmadığında, sonunda bu kişilerde sağlam, güçlü karakterlerin oluşmasını engelleyebilir. Geçmişte, hiçbir sosyal medya olmadığı zamanlarda, onaylanma ihtiyacı az sayıda arkadaş ve tanıdıkla sınırlıydı. Sonuç olarak, beklentiler ve muhtemel hayal kırıklığı düzeyleri düşüktü. Ancak bugün, sanal yüzlerin sayısı gerçekçi olmayan beklentiler yaratıyor ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan hayal kırıklığı ezici olabiliyor. Başka bir deyişle, sosyal medya birçok yönden yararlı olsa da, bu zararlı etkilere de sahip olabiliyor.

Parker’ın belirttiği gibi bu tür bir yaklaşım savunmasız gençlerin gelişimini olumsuz yönde etkiliyor. Gençler “Beğen” butonlarıyla, takipçilerle, sosyal medya statüsüne çok fazla dikkat vererek büyüyorlar. Peki gerçek dünya ile nasıl baş edecekler? Online dünyada aradıkları onaylanma duygusu gerçek dünyada karşılığını bulmazsa ne olacak? Gelecek nesiller ruhları üstündeki bu gereksiz yükle büyümeden önce bu konuların ele alınması çok önemli.

Sosyal medyanın gücünü de kullanarak bu düşünce yapısını yapıcı ve yararlı düşüncelerle değiştirmek mümkün. Bu platform aracılığıyla sürekli olarak olumlu mesajlar yaymak, olumsuz etkilerini dengeleyebilir. Sosyal medya önyargıların üstesinden gelmek, nefret kültürüne karşı koymak, sevgi, anlayış ve barış mesajlarını yaymak için son derece etkili bir araç olabilir. Yukarıda bahsedilen onaylanma arzusu ise aşağıdaki mesajlarla etkisiz hale getirilebilir:

  • Bir başka kişinin onaylaması veya onaylamamasının sizin üzerinizde gerçek bir etkisi olmadığını unutmayın.
  • Sizin bir başkasının hayatını onaylayıp beğenmeniz nasıl o kişinin hayatını etkilemezse, başkasının da sizin hayatınızı onaylamasının yaşamınıza bir etkisi olmayacağını unutmayın.
  • İster tanıdıklarınız ister anonim İnternet kullanıcıları olsun, öz güveninizi başkalarının düşüncelerine bağlamayın.
  • Unutmayın, önemli olan sizin karakterinizdir, başkalarının sizinle ilgili ne düşündüğü değil.

Bu tip bir düşünceyle, gençler umarız onaylanma takıntısından kurtulacak ve daha az ben merkezli ve daha çok çevreye duyarlı güçlü ve bağımsız karakterler geliştirmeye başlayacaklardır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir