Hayatınızın Süslerini Farkedin!

Nefis kendi haline bırakıldığında kişiyi manen zarara uğratacak ve mutsuz edecek binbir türlü yola yönelir. Gerek hırsları, gerek bencilliği, gerek kıskançlığı, gerek kindarlığı, gerek romantik iyilik anlayışı sürekli olarak dalgalanan bir ruh haline neden olur.

Nefsin insanı mutsuz eden özelliklerinden biri de nankör olmasıdır. Bu öyle bir kötülüktür ki kişi başına olumsuz bir olay gelmeden sanki her şeyini kaybetmiş gibi dert çeker.

Sahip olduğu imkanlara ve güzelliklere karşı ülfet içinde olur ve hayatına baktığında sadece negatif görür.

Örneğin; ekonomik sıkıntı çekmeden büyümüş, iyi bir semtte yaşayan, iyi okullardan mezun, rahat bir şirkette çalışan sağlıklı ve genç birinin her gün mutsuzluğundan bahsetmesi, sadece kendisini nefsinin nankörlüğüne teslim etmesinden kaynaklanır.

Öyle ki mutsuzluğunun nedenini sorsanız ya son derece sudan sebepler sayar ya da kendisinden daha iyi şartlarda gördüğü insanlarla kıyaslayarak  hayatını hor görür.

Hatta açıkça sebepsiz yere (!) “canının sıkıldığını” dahi söyler.
Halbuki hayatlarından memnun olmaları ve mutlu yaşamaları için sayısız sebep vardır.

Ancak tamahkar nefislerine teslim olduklarından bunların hiçbirini göremezler. Örneğin sağlıklı olmanın her gün Allah’a aşkla şükrettirecek kadar kıymetli olduğunu bilmezler.

Uzak yerlere gitmek için araçların yaratılmış olmasını sıradan bir olay olarak görürler. Güven içinde evlerde kalıyor olmalarını önemsemezler. Bakım yapabilmek, şık olabilmek, temizlik, hoş dekorlar, dostlar, teknoloji gibi nimetlere duyarsızlaşırlar.

Tamamen kendi küçük dünyalarının önemsiz pürüzlerinden ibaret olan sığ hayatlarında, içine düştükleri yılgınlıktan sıyrılamadıkları için, iç savaş ortamlarında gerçekten azap çeken insanlar için bir şeyler yapmaları gerektiğini düşünecek ufka sahip olamazlar.

Hayatları basitleşir, kalitesizleşir. Yavan, kuru ve anlamsız bir hayata mahkum olarak; Allah’tan yana olmak yerine nefislerinden yana olmanın cezasını çekerler.

Oysa Allah’ı seven, Allah’ı hayatlarının içinde tutan insanlar nefislerinin sürekli kötülüğü emretmesine karşı irade gösterirler ve vicdanlı davranırlar.

Yüksek morallerinde bir dalgalanma hissederlerse, dikkatlerinin dağıldığını anlar ve hemen tekrar Allah’tan yana tavır gösterirler.

Her detayı Allah’ın yarattığını bildikleri için hep güzellikleri görmeye çalışırlar. Hayatlarını kolaylaştıran nimetlere karşı farkındalıklarını kaybetmezler.

Kendilerini daha iyi koşullardaki insanlarla kıyaslamak yerine kendilerine ait olmayan güzelliklerin varlığından da mutlu olurlar.

Allah’a şükrettikçe, daha fazla güzellik dikkatlerini çekmeye başlar. Binlerce kişinin öylece yanından geçiverdikleri, onlar için yok hükmündeki bir gül ağacı; bahçenin sahibinin değil; sadece vicdanlı insanların hayatını süsler.

“Rabbiniz şöyle buyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, Benim azabım pek şiddetlidir.” (ibrahim Suresi, 7)

Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin. (Bakara Suresi, 152) 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir