Güçlü bir karakter imanla kazanılır

İnsan telkine çok açıktır. Son derece anormal davranışları dahi, yeterli süre telkin edilirse, makul görmeye başlayabilir.

İki dünya savaşı dönemi bunun önemli örneklerinden biridir. Bu dönemdeki yoğun Darwinist telkin neticesinde insanlar, sadece farklı bir milletten olduğu için bir insanı öldürmeyi makul ve hatta FAYDALI görmüşlerdir.

Her ulusun sadece kendi çıkarını düşünerek bir diğerini ölümcül yaşam koşullarına sokmasını İYİ görmüşlerdir. Komünist bir düzen ile aile kavramının tamamen ortadan kaldırılmasını GEREKLİ görmüşlerdir.

Kadın-çocuk, genç-yaşlı demeden günde on binlerce kişinin katledilmesini, hayatın bir parçası olarak görmüşlerdir.


Şimdi, bugün ofisinizde yan masanızda oturan arkadaşınızı Balkan göçmeni olduğunu öğrendiğiniz için öldürmeniz gerektiğini düşünün? Dehşet verici, değil mi? Ama birkaç on yıl önce değildi.

Bunlar, insanların telkin altında kaldığında -ne kadar çarpık olursa olsun- her fikri normal görmeye başlayabileceğini gösteren, gerçek hayattan uç örneklerdir. Ancak günlük hayatımızda da telkin nedeniyle makul gördüğümüz anormal davranışlar vardır.

Yakın zamanda bazı odaklar tarafından yoğun şekilde normalleştirme telkini yapılan homoseksüellik bunlardan biridir.

Aslında utanılacak bir tutum olan, sağlıklı bir erkeğe söyledindiğinde hakaret hükmünde olan bu sapkınlık, televizyon programlarında sürekli olarak empoze edilerek ve entelektüel çevreden birkaç destekçiyle de gündemde tutularak meşru gösterilmeye çalışılmaktadır.

Bu konudaki sürekli telkin neticesinde aile ortamında bile homoseksüellerin olduğu bir TV programı rahatlıkla izlenebilmekte, hatta homoseksüelliğin eleştirilmesi bile kınanır hale gelebilmektedir.

Pedofili (çocuk tacizcisi) olan birinin aynı saygıyı gördüğünü düşünün. “Asla”, değil mi? Halbuki homoseksüellik de bir cinsel sapkınlıktır. Ama çarpıtılarak normalleştiriliyor.

Her an hangi telkine maruz kalmakta olduğunuza dikkat edin. Herkes bir şey telkin eder. Hiçbir şey yapmadan uyuyan bir insan bile hiçbir şey yapmadan uyumayı telkin eder.


Tabii ki çözüm kötü telkin almamak için kendinizi odaya kapatmak değildir. Dine açıkça bir saygısızlık yapılmadığı ya da büyük bir ahlaksızlık yaşanmadığı sürece, her ortama girebilirsiniz.

Çünkü çok dindar olmak size çok güçlü bir karakter, kararlılık ve dikkat açıklığı kazandırdığı için girdiğiniz ortamları doğru analiz edebilirsiniz. Böylece kötü telkinden korunabilirsiniz.


En önemlisi de derin imanlı insanlarla sıkça bir araya gelip  Allah’a duyulan sevgiyi paylaşmak ve Allah için yapılabilecekleri konuşmaktır. Bu, aynı zamanda Allah’ın inananlara bir emridir ve ahirette güzel bir karşılığı vardır. Peygamberimiz (sav) de bu konuda “Din, nasihat üzere kaimdir.” buyurmuştur.


Bu şekilde insan imanını her an güçlendirmelidir. Aksi takdirde maaruz kaldığı negatif telkinlere karşı zaaf gösterebilir.


Kuran’da insanın fıtratındaki bu zaafa dikkat çekilmiştir:
Eğer Biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin. (İsra Suresi, 74)

(Yusuf) Dedi ki: “Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum.” (Yusuf Suresi, 33)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir