Gerçek aşk!

Adamlık dininde, özellikle genç yaşlarda, sözde aşk acısı çekmenin çok önemli bir yeri vardır. Bir kişinin ne kadar çok üzüldüğü görülürse o kişi o kadar çok takdir edilir, “adam” denir.

Arkadaş sohbetlerinde kaç yıldır sözde aşk acısı çektiklerinden, bu sürede neler yaşadıklarından vb. bahsedilir. Konuşmalar adeta dert yarışına döner.

Kişiler, sözde sevdikleri için yaptıkları uç noktadaki davranışları “dertleşme” adı verdikleri sohbetlerde, övünür gibi garip bir üslupla anlatırlar.

Örneğin çok sinirli vaziyette aşırı hızlı araç kullandıklarını, bağımlılık yapacak şekilde sık ve aşırı miktarda alkol aldıklarını, ‘gönül meselesi yüzünden’ okulu bıraktıklarını vb. uzun uzun anlatırlar. Bu mantıksız davranışlarla, “adam gibi sevdiklerini” kanıtladıklarını düşünürler.

Bu kişiler ömürleri boyunca adamlık dini içinde yaşadıklarından dolayı, bu yaptıklarının son derece anormal ve akılsızca tavırlar olduğunu göremezler.

Çevrelerindeki kişiler tarafından “adam yerine konmak” onlar için herşeydan önemli olduğu için kendilerine çekidüzen vermeye yanaşmazlar.

Bu dertli ruh halinden nefsani bir zevk de aldırlar. Bu nedenle, özellikle kendilerini reddeden, umursamaz ve hatta kötü davranan insanlara meylederler.

Aslında tüm bunlar, Allah’ın seveceği yaşamı benimsemek yerine, arkadaş ortamlarına uygun düşmeyi esas almalarından dolayı, Allah tarafından verilen bir beladır. (En doğrusunu Allah bilir.)

Aşk, hayranlık hissiyle birlikte gelişir. Allah aşkını içinde hissetmeyen birinin, acz içinde yaratılmış olan herhangi bir insana aşık olması mümkün değildir.

Müminler birbirlerini çok derin, köklü bir sevgiyle severler. Birbirlerinde Allah’ın güzel tecellilerini görmek, Kuran’dan aldıkları güzel ahlak özelliklerine, sabırlarına, azimlerine, fedakarlıklarına tanık olmak sevgilerinin sağlam temellerini oluşturur.

Müminler sevdikleri kişinin hem dünyada hem de asıl sonsuz hayatlarını yaşayacakları ahirette iyi ve mutlu olmasını çok önemserler.

Sevgilerinin en güzel göstergesi ise sevdikleri kişiyi nefsinin ve şeytanın oyunlarına karşı korumaları, Allah aşkını ve vicdanını kuvvetlendirmeye gayret etmeleridir. Kuran’da şöyle buyurulur:

Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresl,71)

Allah, Kuran’da müminlerin Allah’a olan sevgilerini, diğer tüm sevgilerin üzerinde tuttuklarını bildirmiştir.

İlişkilerini hayatlarının temel konusu haline getirmiş olan insanların ise bir gün ölecek ve sonsuz hayatlarını belirleyecek bir sorguya çekileceklerini unutmamaları gerekir. Allah, bu kişilere yaptığı uyarıda şöyle buyurmaktadır:

İnsanlar içinde, Allah’tan başkasını ‘eş ve ortak tutanlar vardır ki onlar (bunları) Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah’a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah’ın olduğunu ve Allah’ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 165)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir