Basit insanların eğlence anlayışı

Adamlık dininde insanların eğlence anlayışları çok çarpıktır. Çoğu zaman birbirlerinin hatalarını ya da kusurlu oldukları yanlarını eğlence konusu haline getirirler. Bu gibi ortamlarda en fazla güldüren kişi olmak önemlidir.

Adamlık dinin bu samimiyetsiz sisteminde ön plana çıkan kişi olmak uğruna bu kişilerin alay konusu edinmeyeceği hiçbir şey yoktur. En yakın arkadaşlarının kusurlarını, ailelerinden insanların yaptıklarını, hatta (haşa) dinî konuları dahi kendilerince alay konusu edinebilirler.

Çoğu insanın tanık olduğu bu ortamlara dikkatle bakıldığında adamlık dininde nasıl bir zulüm sisteminin hakim olduğu daha iyi görülür.

Ortamda bulunan kişileri en fazla güldüren kişinin nefsinde büyük bir enaniyet hissi meydana gelir. Bu kişinin alay konusu yaptığı şeylerin aslında kendisi için kıymeti büyük olsa da o an çevresi tarafından kabul görmek, takdir edilmek, daha sık davet edilmek, insanlar tarafından eğlenceli biri olarak tanınmak gibi çıkarları tercih eder.

En fazla eğlendiren kişi olduğu için bulunduğu ortamda bütün ilgiyi üzerinde toplar; bu da kendini diğer insanlardan daha üstün görmesine neden olur. Böylece nefsini besleyerek enaniyetini gittikçe arttırır. Bu kişiler her ortamda bellidirler ve tavırlarının baştan sona ‘eğlenceli’ ünvanlarına uygun şekilde olmasına dikkat ederler.

Ancak bu kişilerle samimi bir konuşma yapıldığında, aslında çok mutsuz olduklarını, çok sıkıldıklarını ve kendilerini sevgisizlik içinde hissettiklerini söylerler. Eğlendirdikleri insanlar tarafından asla tahmin edilemeyecek olan bu gizli mutsuzlukları, nefislerinin istediği övünme hissini karşılamak adına sahte bir dünyada yaşamayı tercih etmeleri nedeniyledir.

Alay konusu edilen kişilerin de adamlık dini içinde yaşamalarından kaynaklanan sıkıntıları çok büyüktür. Bu kişiler elbette bir kusurları alay konusu edildiğinde büyük rahatsızlık duyarlar. Ancak rahatsız olduklarını ifade ettikleri takdirde çevrelerindeki kişiler tarafından aşırı alıngan olmakla, “şakadan anlamamakla”, hatta “ortamın tadını kaçırmakla” itham edilirler ve hatta dışlanırlar.

Böyle bir durumda kalmak da kuşkusuz alay konusu edilmek kadar kötüdür. Ortamı tamamen terk etmek de yalnız kalmak anlamına geleceği için ona da yanaşmazlar. Adamlık dininin zulüm sistemi, onları, bu şakalardan rahatsızlık duymuyormuş gibi rol yapmaya iter. Hatta kendileriyle ilgili yapılan şakalara en çok kendileri gülerler. Böylece ortamda kabul görmeyi umarlar.

Ancak adamlık dininin eğlence anlayışında en ızdırap verici olan yönlerden biri de her birinin, bir kusurları fark edildiğinde alay konusu edileceklerini bilmesidir. Bundan dolayı en yakınlarının yanında dahi rahat edemezler.

İşte adamlık dininin zulüm sistemini tamamen terk edip İslam’ın Kuran’da anlatılan yüksek ahlakını yaşamaya yönelmemelerinin ahiretten önce dünyadaki kötü karşılığını böyle alırlar. Cahiliyede insanların elbette ki gerçekten eğlendikleri anlar da olur.

Ancak bunlar son derece sıkıcı ve dertli olan yaşamlarının arasında geçici olarak yaşanan anlardır. Örneğin gerçekten eğlenceli geçen bir akşamın sonunda eve döndüklerinde tekrar, sanki hiç eğlenmemiş gibi, hayatlarının sıkıcılığını tüm şiddetiyle hissederler.

Müminler için ise bu durum tam tersidir. Müminler hayatlarının her anında mutlu ve huzurlu olan insanlardır. Çünkü Allah’a iman eder, O’na inanıp güvenirler ve O’nun yarattığı kaderden razıdırlar.

Elbette müminler de imtihanın bir gereği olarak zorluklarla karşılaşırlar. Ancak bunların Allah’ın sevgi ve rızasını kazanmak ve manevi derinlik almak için özel olarak yaratıldığını bilirler. Bu da sıkıntı çekmeden güzel bir sabırla sabretmelerini sağlar.

Müminlerin hayatlarında da kimi zaman üzüldükleri yahut sinirlendikleri vb. anlar olur. Ancak müminler bu yanlışlarından tevbe ederek döner ve tekrar kadere teslimiyetlerini güçlendirirler. Bundan dolayı adamlık dini insanlarının hayatlarında sıkıntılar sürekli, mutluluklar ise anlık olurken; Kuran’a uyan müminler için sıkıntılar sadece anlık ve geçici olur; hayatlarının tamamında mutlu ve neşelidirler.

Allah, Kuran’da müminleri güzel bir hayatla yaşatacağını bir müjde olarak bildirmiştir. Kuran’da şöyle buyurulur:

Erkek olsun, kadın olsun, bir mü’min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir