Anne karakterinde görülen ‘anne şefkati’ bütün müminlerin birbirlerine göstermesi gereken güzel bir ahlak özelliğidir…

Bir annenin, çevresindeki tehlikelerden tümüyle habersiz ve savunmasız konumdaki çocuğuna karşı yoğun bir şefkat anlayışı vardır. Allah insanların, ilk hayata geldikleri andan itibaren korunmalarına, annelere verdiği bu şefkat duygusunu vesile eder. Ve insandaki bu şefkat duygusu da, Allah’ın Rahman Rahim isminin bir tecellisidir.

Allah, annelerin yavrularına karşı duydukları bu yüksek şefkat hissini hayvanlarda da aynı şekilde yaratmıştır. Bilim, hayvanların yavrularına karşı olan koruyuculuklarında gösterdikleri fedakarlıkları şaşkınlık ve hayranlıkla izlemektedir. Elbetteki Allah, hayvanların bu davranışlarında da yine insanlar için çeşitli ibretler ve örnekler yaratmıştır.

Allah’ın, insanların kalbine ilham ettiği bu şefkat duygusunun pek çok hikmeti vardır. Hayata gözlerini açtığı andan itibaren, yaşayacağı dünya hakkında hiçbir bilgisi olmayan, iyiyi – kötüyü, doğruyu – yanlışı, güvenliği – tehlikeyi bilmeyen, kendisini korumaktan aciz, ihtiyaçlarından ve bunları nasıl gidereceğinden bihaber olan bir varlığı, Allah bu ‘anne şefkati’ vesilesiyle tümüyle koruma altına almaktadır.

İşte bu ‘anne şefkati’, tüm insanların birbirlerine göstermeleri gereken şefkat anlayışı açısından çok önemli bir ölçü ve örnektir. Nasıl ki bir anne, savunmasız haldeki bir çocuğa ara ara ilgi, alaka şefkat gösterip, ara ara da ‘kendi başının çaresine bakması’ için onu kendi haline bırakamazsa; her an her yerde önceliği mutlaka çocuğuna verirse, işte ideal şefkat anlayışında da bu davranış esas olmalıdır.

Nasıl ki bir anne çocuğuna karşı, gözükara ve hesapsız bir fedakarlık içerisindeyse; her ne olursa olsun çocuğunun rahatını, huzurunu ve ihtiyaçlarını kendininikinden önde tutarsa, insanların da birbirlerine karşı göstermeleri gereken şefkat böyle olmalıdır.

Nasıl ki bir anne, ne kadar zor şartlar altında olursa olsun; en yorgun, en uykusuz, en güçsüz, en hasta, en yoğun ve en meşgul anında bile, bu şefkatinden ve ihtimamından ödün vermezse, insanlar arasındaki merhamet de aynı bu güçte olmalıdır.

Ancak elbetteki böylesine güçlü bir şefkat anlayışı yalnızca ‘Allah korkusu’ ile yaşanabilir bir duygudur. Allah, çocukların korunması için annelerine bu şefkat duygusunu ilham ederek onları yönlendirmektedir. Ancak bir insanın bu şefkat anlayışını hayatı boyunca sürdürebilmesi ve bunu tüm insanlara yöneltebilmesi için, bu kişinin mutlaka Allah’tan korkan, Kuran ahlakına uyan bir kimse olması gerekir.
İman etmeyen insanlar, böyle güçlü bir merhamet ahlakını ancak aralarında menfaat bağları olan kişilere; yani halihazırda ya da gelecekte, gösterdikleri şefkatin mutlaka bir şekilde kendilerine bir çıkar sağlayacağını düşündükleri kişilere gösterebilirler. Ve bunu da ancak geçici bir süre devam ettirebilirler.

Müminler ise, şefkatli ve merhametli olmayı, kişiliklerinin bir parçası olarak tüm hayatları boyunca yaşarlar. Allah’ın insanlara örnek bir model olarak gösterdiği ‘anne şefkati’ni de, yine bir karakter özelliği olarak benimserler. Beraberlerindeki müminlere karşı, bir annenin çocuklarına gösterdiği ihtimamdan çok daha koruyup kollayıcı bir tavır içerisinde olurlar.

Müslüman kardeşlerini, dostları, arkadaşları ve yakınları olarak sevip sayar, onlara karşı hürmette kusur etmezler. Ancak şefkat göstermede, aynı bir annenin yavrusuna sahip çıkıp onun her türlü ihtiyacını, sıkıntısını, beklentisini söyletmeden düşünüp gidermesi gibi, titiz bir ahlak içerisinde olurlar.

Onların sorunlarını, ihtiyaçlarını, sıkıntılarını, kendilerininkinden önde tutarlar. En zor şartlarda bile, önce Müslüman kardeşlerini koruyup kollamaktan taviz vermezler.

Ancak ‘anne şefkati’ dendiğinde elbetteki bu, bir kişiyi çocuk yerine koyup, ona, ondan daha tecrübeli, daha akıllı, daha bilgiçmişçesine bir tavır taslamak şeklinde algılanmamalıdır. Bu şefkat anlayışı, tümüyle tevazu ve alçakgönüllülük içerisinde gösterilen bir ahlaktır.

Kimi zaman bir insanın anne şefkatiyle yaklaşacağı kişi, kendisinden yaşça çok ileride olan bir kimse de olabilir. Burada önemli olan, o kişiyi koruyup kollamada, ihtimam göstermede, onun ihtiyaçlarını, daha o söylemeden büyük bir hassasiyetle ve hissettirmeden gidermekte çok fedakarane ve ince düşünceli bir tavır içerisinde olabilmektir.

Müminlerde görülen bu ‘anne şefkati’, iman edenlerin birbirlerine duydukları sevginin de çok önemli bir alametidir. Çünkü ancak hiçbir menfaat beklentisi içerisinde olmadan, yalnızca Allah rızası için seven bir insan böyle yüksek bir ahlak gösterebilir. Dolayısıyla bu ahlakın, -kişi ayırt etmeden- tüm Müslümanlara karşı ve sürekli olarak gösterilmesi, aynı zamanda o kişinin samimi iman ettiğinin de önemli bir göstergesidir.


Kuran’da müminlerin birbirlerine karşı göstermeleri gereken şefkat anlayışını Allah bir ayette şöyle bildirmiştir:
Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü’minler için de (şefkat) kanatlarını ger. (Hicr Suresi, 88)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir